Follow me @slytherininokurvarisi

Sarah Jio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sarah Jio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2018 Pazar

►Son Kamelya-Sarah Jio-◄

Şubat 04, 2018 0 Comments


Kitap Adı:Son Kamelya



Yazar:Sarah Jio



Yayıncılık:Arkadya Yayınları



Sayfa Sayısı:352



Okuduğum son Sarah Jio kitabı Olan ''Son Kamelya,'' kitabının yorumuyla herkese merhaba!Okuduğum son Sarah Jio kitabı çünkü elimde başka kitabı yok o yüzden şimdilik son :D Ayraten bugün 15 tatilin son günü ne yazık ki :( Okuldan zamanım kalmadığı için kitap okuyamıyorum.O yüzden yaz tatilini sabırsızlıkla bekliyorum.

Kitabın Konusu:

Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına, sonra aşkla yeşerir. Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz?

1940'lı yılların Amerikası'nda bir fırıncının kızı olan Flora Lewis, un kokulu hayatının bir gün çok farklı yöne sürükleneceğini bilmiyordur. Genç kız bir yandan yaşlı anne babasına yardım ederken, öte yandan botanik bahçesinde bitkilerin ve çiçeklerin gizemli dünyasıyla uğraşmaktadır. Ta ki kendini uluslararası çiçek hırsızlığı zincirinin tam ortasında bulana kadar… Yapacağı iş çok basittir; İngiltere kırsalındaki Livingston Köşkü'ne gidip Middlebury Pembesi olarak bilinen ender bir kamelya türünü bulup haber vermek. Köşke dört öksüz çocuğa dadı olarak sızan Flora, içinde imkânsız bir aşkın tohumlarını büyütürken, ne tür bir belaya bulaştığını acı bir şekilde öğrenecektir.

Tam elli sene sonra bahçe tasarımıyla uğraşan Addison Sinclair, eşiyle birlikte Livingston Köşkü'ne gelir. Geçmişindeki hayaletten kurtulmaya çalışan Addison, aslında burada çok daha sancılı bir gizemin içine düşer. Bunu çözmeye çalıştıkça dillere destan kamelya bahçesinin kanla sulandığı gerçeğine de adım adım yaklaşacaktır…

Benim Yorumum:

Son Kamelya tipik bir Sarah Jio kitabı.Geçmişle günümüz arasında gidip gelen bir hikaye,sırlarla dolu bir geçmiş...Ne yazık ki kitabın başınını okurken sonunu tahmin ettim.Bu yüzden benim için sürpriz herhangi bir olay olmadı.Eğer zorlarsanız çok tahmin edilesi bir hikayesi var.Zaten şüpheleneceğiniz tek kişi oluyor hikaye boyunca.Kitabın sonunda beni çok etkileyen birşey olmadı.Sarah Jio'nun okuduklarım arasında en sevmediğim kitabı buydu.

Kitapta yine her zaman ki gibi iki kişinin hikayesine değiniyor.Ama daha çok geçmişte Livingstone köşkünde yaşanan olaylar etrafında dönen bir kitaptı.Bu yüzden, Flora karakterinin hikayesini ben daha çok sevdim.Çünkü tam anlamıyla geçmişte yaşanan olayları kapsayan kısımlar genelde Flora'nın ağzından olanlardı.Onun dışında,günümüzde ki anlatıcı olan Addison'ı hiç ama hiç sevmedim.Keşke yazar biraz da onun hikayesine tam anlamıyla değinseydi.Çünkü benim için geçmişi havada kalmış bir karakterdi.Keşke Addison karakterinin geçmişinden herhangi bir şeyler olmasaydı çünkü çok güzel değinilmediği için bence havada kaldı.Çok fazla ısındığım bir karakter olmadı kendisi.

Kitap hakkında genel düşüncelerimden bahsetmem gerekirse,sır dolu ve merak uyandırıcı bir konuya sahip.Akıcılığı hakkında birşey söyleyemem çünkü ben çok hızlı bitirmedim ve biraz sıkıldığım kısımlar oldu.O yüzden çok akıcı diyemem ama belki sizin çok hoşunuza gidecek bir kitap olabilir.Bu yüzden benim fikrimce merak uyandıran ama bazı yerlerde sizi sıkacak bir kitap.Katil olaylarının anlatıldığı yerde ben direk kadınları kimin öldürdüğünü tahmin ettim.Bu yüzden çok sürprizli bir kitap değildi benim için.Boş vakitlerinizde okuyabileceğiniz,çok fazla birşeyler beklememeniz gereken bir kitap.Eğer şuana kadar okuduklarımı sıralamam gerekirse;

Mart Menekşeleri-Böğürtlen Kışı-Yağmur Sonrası-Son Kamelya

Kısacası okudukça beğenmemeye başlamışım gördüğünüz üzere :D


Kitap puanım: 3,5/5










31 Ocak 2018 Çarşamba

►Yağmur Sonrası-Sarah Jio-◄

Ocak 31, 2018 0 Comments


Kitap Adı:Yağmur Sonrası


Yazar:Sarah Jio


Yayınevi:Arkadya Yayınları


Sayfa Sayısı:347



Herkese tekrardan bir Sarah Jio kitabı ile merhaba!İstemsizce art arda bir sürü Sarah Jio kitabı okudum.Maraton gibi bir şey oldu benim için.Şuanda sadece birkaç tane okumadığım kitabı daha var.Onları da bitirmeyi düşünüyorum.Yorumu biraz geç yazdım çünki aşırı bir üşengeçlik geldi ve bu hafta acayip yoğundum.Geç olsun güç olmasın diyerek yazmaya başlıyorum ♥ 


Kitabımızın Konusu:

II. Dünya Savaşı'nın tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...

Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?

Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adası'ndan adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar. 

1942 yazında, II. Dünya Savaşı'nın en hararetli zamanında Bora Bora Adası'nda görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Green'e karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir? 

Benim Yorumum:

Bir Sarah Jio kitabı için gerekli olanlar;bir tutam ada havası,yaşlanınca anlatılan aşk hikayesi,önceden belirlenen bir çiçek türü,mutlaka bir adet gizemli karakter.Çok fazla art arda okuyunca sizde büyük ihtimalle fark edersiniz.Sarah Jio'da pek fazla birşey katmadan devam eden yazarlardan birisi.Keşke birazcık kitaplarında değişiklik yapmaya çalışsa.Birkaç tanesi tutunca sürekli aynı ögeleri içeren kitapları art arda yazmış.Bu yüzden bütün kitapları birbirine benziyor.Artık ada hayatından kusucam gerçekten :D Kitapları hakkında genel  şikayetimi dile getirmenin ardından artık bu kitap hakkında ki düşüncelerime geçelim↓

Mart Menekşeleri'ni çok büyük bir keyifle okumuştum.Böğürtlen Kışı'da çok güzeldi.Hemen ardından da Yağmur Sonrasını okudum.Kitap çok akıcı ilerledi ve ben  bir günde bitirdim.2.Dünya Savaşı sırasında geçen bir aşk hikayesini anlatıyor kitap.Baş karakterimiz Anne henüz daha yeni hemşirelik diplomasını almıştır.Arkadaşı Kitty ansızın bir gün gönüllü olarak orduya hemşire olarak yazılıyor.Anne ise düğün arifesinde arkadaşının gönüllü olduğunu duyunca kendiside gönüllü olmaya karar veriyor.Kısacası Anne ve Kitty Bora Bora adasına hemşirelik yapmak için geliyorlar.Ada onlara pek çok şey getiriyor.Bambaşka kişiye dönüşen  Kitty,aşkı bulan Anne'yı anlatıyor kitap.

Kitty karakterinden nefret ediyorum.Gerçekten bu kadar nefret ettiğim bir karakter olmadı sanırsam.Nasıl bir insan bu kadar kötü olabilir?Kızın içinde adeta bambaşka birisi yatıyormuş.Anne ile gerçekten dost olduklarını falan düşünmüştüm kitabın başlarında ama Kitty tamamiyle apayrı bir meseleymiş.

(Spoiler.)
Hikayenin sonu bir yanlış anlaşılmaya kurban gitmiş gibi. Ama o kadar saçma ki!Westry'nin de Kitty'nin de çok masum olduğunu düşünmüyorum.Anne'nın da biraz aptal olduğunu düşünmedim değil.Şüphelerinin peşinden gitmemesi beni ayrı bir deli etti.Westry yıllar boyunca Anne'nın gelmesini beklemesi de saçmaydı.Gidip arayabilirdi.
(Spoiler Bitimi)

Genel olarak ben kitabı beğendim.Gayet akıcı ve sürükleyici bir kitap.Sadece geçmişte ki hikayenin son kısımlarını  ben pek beğenmedim.Karakterlerin biraz umursamaz olduğunu düşünmeden edemedim.Kitap güzeldi.Ama İlk defa Sarah Jio okuyacaksanız bence Mart menekşeleri yada Böğürtlen Kışı'ndan başlamanız daha iyi olur.O kitaplar daha güzeldi buna göre bence.Ya da ben artık Sarah Jio'dan biraz sıkılmışta olabilirim tabi ki.

Kitap Puanım: 3,9/5





















23 Ocak 2018 Salı

►Böğürtlen Kışı-SarahJio-◄

Ocak 23, 2018 0 Comments

Kitap Adı:Böğürtlen Kışı


Yazar:Sarah Jio


Yayıncılık:Arkadya Yayınları


Sayfa Sayısı:360







Tekrardan bir Sarah Jio kitabı ile herkese merhabalar!15 tatil boyunca sanırsam sadece Sarah Jio okuyacağım bu gidişle. :D İlk gün 200 sayfa okuyup,ikinci gün ise bitirdim.Bu kitabı da yine diğer kitabı gibi tek günde bitecek bir kitaptı.Ama hikayesi o kadar dokunuyor ki!Yavaş yavaş okumak istedim bu hikayeyi.O zaman şimdi konusundan bahsedelim↓

Kitabın Konusu:

“Canım Daniel’ım,
Kaybolduğun gün dünyam sona erdi, canım oğlum. Seni her kim alıp götürdüyse, seninle birlikte kalbimi, hayatımı da çaldı. Ben senin gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, mutluluğunu paylaşmak için yaşıyordum…”

Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Daniel’ı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Daniel’ın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı…

Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire, bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Vera’yla olan bağlantısına yaklaştırdığından habersizdir…


Benim Yorumum:

Cassandra Clare'den sonra bir tane daha ne yazsa okurum dediğim bir yazar buldum sanırsam.Sarah Jio'nun anlatımı çok sade ve akıcı.Bu yüzden midir bilinmez ama kitap su gibi akıp geçti.Hikayesi ile beni derinden etkileyen romanlardan birisi oldu Böğürtlen Kışı.Çocuğunu kaybetmiş iki anne var kitapta.Birisi günümüzde ki muhabir olan Claire diğeri ise seksen sene öncesinde ki Vera Day.Romandan etkilenmeniz için anne olup olmamanızın bir önemi yok.Her koşulda size dokunuyor hikayesi.

Yazar anladığım kadarıyla kitaplarında geçmişle günümüzü harmanlamayı seviyor.Bu kitapta da iki ayrı hikayemiz var.Bebeğini bir kaza sonucu düşürmüş olan Claire'in eşi Ethan ile her geçen gün birbirlerinden uzaklaşmalarını anlatırken bir yandan da seksen sene öncesinde küçük Daniel'ını karlı bir gün de kaybetmiş bir anne olan Vera'yı anlatıyor.Claire,unutulmuş Daniel ve Vera hikayesini gün yüzüne çıkarmak için elinden geleni yapıyor.

Sınıf farklılıklarını,büyük aşkları,hayat mücadelesini ve en önemlisi evlat acısını harmanlayan bu kitap benim için çok güzeldi.Kitabın gayet kolay ve basit bir dili var.Tek sorunu karakterleri tam olarak hayal edememiş olmam ki yazar malesef pek fazla yardımcı olmuyor bu konuda.Dış görünüşler konusunda biraz hayal gücünüzü kullanmanız gerek ne yazık ki.Kış mevsiminin soğuğunda okunduğu takdirde içinizi ısıtacak bir hikaye Böğürtlen Kışı.











22 Ocak 2018 Pazartesi

►Mart Menekşeleri-SarahJio-◄

Ocak 22, 2018 0 Comments

Kitap Adı:Mart Menekşeleri


Yazar:Arkadya Yayınları 


Yayıncılık:


Sayfa Sayısı:





Sarah Jio'nun okuduğum ilk kitabı Mart Menekşeleri oldu.Kitabın kendisi bana ait değil,komşumuza ait.Fakat bende bulunmasını istediğim kitaplardan birisi haline geldi okuduktan sonra.Tek gecede bitirmeme rağmen kitabı hala okuyormuş gibi hissediyorum.Karakterleri ve olayı unutacağımı zannetmiyorum ki unutmakta istemiyorum.Şimdi konusuna geçelim↓ 


Kitabın Konusu:

Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir...
Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını ona tercih ettiğini öğrenince, hayal kırıklığına uğrar. Tüm bu olanlara rağmen yine de tek bir damla gözyaşı dökmez. 
Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbridge Adası'nda geçirmesi için onu davet eder. Emily ruhunda açılan yaraların iyileşmesi umuduyla, bu teklifi kabul eder. 
Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı kadife kaplı bir günlük bulur. Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikâyesine ve altmış yıllık bir aile sırrına götürecektir...
Umudun, hüznün ve pişmanlığın bir arada işlendiği büyüleyici bir roman… İlk kitabı Mart Menekşeleri ile Library Journal En İyi Kitap Ödülü'ne layık görülen Sarah Jio, insan kalbinin, ne kadar hatalı olursa olsun sevdiklerimizi her zaman affedeceğini eşsiz bir dille anlatıyor. 

Benim Yorumum:

O kadar akıcıydı ki kitap!Elimden bırakamadım.Sarah Jio'nun bu kadar sade ve akıcı kitapları olacağını tahmin etmemiştim.Kitabın her bir sayfasını okurken diğer sayfaya geçmeyi dört gözle bekliyorsunuz.Sadece tek bir hikaye üzerinden ilerlemiyor kitap.Sanırsam onu bu kadar iyi yapan da bu.

Emily Wilson,kocasından boşandıktan sonra  kafa dağıtmak için kısa süreliğine Bainbridge adasında ki büyük yengesi olan Bee'nin yanına gidiyor.Yattığı oda da kırmızı kadife kaplı bir günlük bulmasıyla başlıyor hikaye.Yıllar öncesine ait yazılmış bu hikayeye kendini kaptıran Emily'nin tek amacı geçmişi aydınlatmak oluveriyor.Bir yandan da yeni aşklara yelken açıyor.

Özellikle Emily'nin okuduğu günlükte ki hikaye üzerinden ilerliyor kitap.Aç şu günlüğü hepsini bir anda oku diyorsunuz ama yazar tabi kide böyle bir anda herşeyi açığa kavuşturmuyor.Kitabın en sinir bozucu yanlarından biriyse bütün karakterlerin geçmiş hakkında konuşmamak için sürekli lafı değiştirmeleriydi.Kitabın sonuna kadar bu inatlarından vazgeçmediler ki bu aşırı sinir bozucuydu.Neredeyse tüm karakterlerin ikinci bir isme sahip olması da aşırı zorlama gibi gözüktü bana.Tüm bunlara rağmen kitap çok güzeldi.Hayatın yanlış anlamalar için çok kısa olduğunu anlıyorsunuz okuduktan sonra.

Eğer ilk defa Sarah Jio okuyacaksanız size kesinlikle bu kitabını tavsiye edebilirim.Yazarın dili oldukça akıcı ve sürükleyici.Betimlemesi az ve daha çok hikaye üzerinden gidiyordu.Eğer bu tarz kitapları seviyorsanız Mart Menekşeleri'ni kesinlikle seveceksiniz ♥