Follow me @slytherininokurvarisi

20 Ocak 2018 Cumartesi

►Yolcu Kitap Yorumum◄

Ocak 20, 2018 0 Comments


Kitap Adı:Yolcu


Yazar:Alexandra Bracken


Yayınevi:Parodi 


Sayfa Sayısı:548


Etiket Fiyatı(Ciltlisi): 32.00TL



Mürekkep Kimin Elindeyse Kuralları Yeni Baştan Yazan Odur!
Herkese merhaba!Umarım tatiliniz mükemmel geçiyordur.Dizi-film-kitap üçlüsüyle benimkisi gayet iyi geçiyor.Uzun süreden beri art arda gönderi atmamıştım.15 tatilin getirilerinden birisi de aktiflik oldu benim için.

Yolcu kitabı hiç planımda yokken fuardan son anda aldığım kitaptı.Evet o zamandan beri kitaplığımda ve ben okuyamadım.2017 Bursa Kitap Fuarı'nın Mart ayında olduğunu düşünürsek bu kitap 11 aydır kitaplığımda.Neden okumadın derseniz buna verecek bir cevabım yok :D Sürekli bu kitaptan sonra okuyacağım diyerek geriye attığım ama bir türlü okuyamadığım kitap oluyor Yolcu.Sonunda okudum!Kitap bayağı iyimiş onu fark ettim bitirdiğimde.Şimdi konusuna geçelim↓

Konusu:
Etta, bir sabah kendini 1776 yılında, Atlantik'in ortasında buluverir. Neler olduğunu anlamaya çalışırken o güne dek bildiği ve yaşadığı hayatın bir yalandan ibaret olduğunu öğrenir. Annesi ondan çok önemli bir şeyi gizlemiştir: Zamanda yolculuk edebildiğini…İkinci Dünya Savaşı Londra'sından 1599 yılına, Şam'a dek uzananbu zaman yolculuğunda Etta, tüm insanlığın geleceğiyle annesinin hayatı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.Ve kesin olan tek bir şey vardır: Yüzyıllar ve kıtalar arasında yaptığı bu yolculuk sandığından çok daha tehlikelidir!

Benim Yorumum:
Yolcu,beklentimin düşük olduğu bir kitaptı.Bunun sebebi ise sanırsam kitap listemin dışında, konusu hiç bilmediğim  bir kitabı aniden almamdı.Kitap çok akıcı ve merak uyandırıcıydı.550 sayfayı nasıl bitirdiğimi pek anlamadım.Hızlı bitirilebilecek sürükleyici bir kitaptı.

Baş karakterimiz Etta,sahneye çıkacağı sırada kendini gelişen olaylar sonucunda 1700'lerin Amerika'sına doğru yola çıkmış bir gemide bulur.Ironwood denilen bir adam Etta'nın annesini rehin alıyor.Her şeyden habersiz Etta'dan,bir zamanlar annesinin ondan çaldığı usturlabı bulmasını istiyor.Annesini kurtarmak yeni tanıştığı Nicholas ile birlikte maceraya atılıyorlar 

Zaman yolculuğu ile birlikte kitapta dönemden döneme gidiyoruz.Yazar o kadar güzel kurgulaşmış ki!Ülkeden ülkeye tarih tarih geçiş yaparken,insanlığa da değinmeden geçmemiş.O zamanın çevresine ve şartlarını anlayıp ,uyum sağlamaya çalışıyor karakterler her bir zaman yolcuğunda.1940 Londra'sı,1600'lerin Şam'ı...Pek çok tarih ve ülke ile karşılaşacağınız hareketin eksik olmadığı bir kitap

Etta ve Nicholas hakkında bir kaç cümle kurmadan geçemeyeceğim.Her iki karakteri de  çok sevdim.İlk defa baş karakterlerini sevdiğim bir kitapla karşı karşıyayım.Nefret edecek karakter bulamadım resmen.Ironwood hariç tabiki. :D 

Zaman yolculuğu temalı dizi,film ve kitaplarda bayağı bir aklım karışıyor ve uzun süre düşünüyorum.İki üç kere falan okuduğum yerler oldu kitapta.Yazar açıklamaları yapmış ama benim bazı yerler aklımı kurcalamadı değil.Biraz daha anlatsa daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.Onun dışında kitap gerçekten çok güzeldi sonu da dahil olmak üzere.İkinci kitabın çevrilmesini büyük bir merakla bekliyorum.Umarım kısa sürede çevrilir ♥ 









14 Ocak 2018 Pazar

►Kürk Mantolu Madonna Kitap Yorumum◄

Ocak 14, 2018 0 Comments

Kitap Adı:Kürk Mantolu Madonna


Yazar:Sabahattin Ali


Yayıncılık:Yapı Kredi Yayınları


Sayfa Sayısı: 164



Bazı kitapları okumakta geç kalırsınız ya hani.Bu kitapta benim için onlardan.Sabahattin Ali'nin kitaplarını hiç görmemek imkansız gibi bir şeydir.Çünkü malumunuz Kürk Mantolu Madonna'ya karşı hep bir genelleme yapılıyordu.Kitabı okumayan bile kahveyle okuyormuşacasına fotoğraf atıyor diye.Bu yüzden midir bilinmez ama kitabı okumak istesem bile almaya elim gitmemişti uzun süre.Çok fazla popülerleşen kitapları çoğunlukla geriden okurum.Keşke daha önce okusaymışım diye sonrada pişmanlık duyarım.Kürk Mantolu Madonna'da tam bu sınıfa giriyor.Okumak için belki eliniz gitmez ama bir kere okumaya başlayınca bırakamazsınız.

Konusu:

Hep başkalarının istediği gibi yaşayan Raif Efendi, memnuniyetsiz hayatının tek bir anıyla değiştiğine şahit olacaktır: Maria Puder isminde bir kadına âşık olduğunda... Babasının isteğiyle Berlin’e giden ve oradaki bir sanat galerisinde hayran kaldığı bir tabloyla karşılaşan Raif Efendi, tabloda resmedilen kadın portresinin  Andrea Del Sarto tarafından resmedilmiş "Madonna delle Arpie" adlı tablodaki Meryem Ana (Madonna) tasvirine benzediğini düşünür. Raif Efendi, daha sonra takıntı derecesinde hayran olduğu tablodaki yüzün sahibiyle karşılaşacaktır. 


Madonna ismi, Orta-Çağ İtalyancasında “ma donna” öbeğinden gelmektedir. “Ma donna”, kısaca “leydim” anlamına gelir ve Hz. Meryem’in sıfatlarından biridir. 


Benim Yorumum:
Kitabın ilk başlarında konusuyla ilgili tam anlamıyla bir bilgim yoktu.İlk başlarda okuduğumuz karakter üzerinden ilerleyecek zannetmiştim.Fakat defterin okunması kısmına geldiğimde o zaman dank etti.Bu kitapta Raif Efendinin yaşadıklarını anlatacaktı ki bu yüzden çok memnun kaldığımı söylemem gerek.Çünkü kitabın başlarında ki isimsiz karakterle pek ilerleyebileceğini düşünmemiştim.

Raif Efendi önemli bir şirkette Almanca çevirisi yapmakla meşgul birisidir.Kendi halinde sus pus ,kimseye karışmayan,hakkında söylenenleri duymazdan gelerek hayatına devam eden birisidir.Kitabı anlatan kişi ise onunla aynı oda da çalışıyordur.Raif Efendiyle pek bir konuşması olmamıştır.Neden pek fazla konuşmadığını merak eder. Raif bey sık sık hastalanmaya başladığı günlerden bir gün isimsiz karakterimiz meraklanır ve ziyaretine gitmeye karar verir.

Daha sonrasında nihayet Raif efendinin yazdıklarını okuduğumuz kısma geliyoruz.Kitabın asıl başladığı yerde burası bence.Okuduğum aşk hikayesi çok farklıydı diyebilirim.Normalde insanlar birbirini görüp aşık olurken Raif,tablonun zarafetine kapılır.Daha sonrasında ise takıntı derecesinde hayran olduğu tabloda ki yüzün sahibiyle tanışır.

Kitabın ilk sayfalarında biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim.Anılar kısmına geldiğimde aslında kitabın orada başladığını fark ettim.Sabahattin Ali'nin insanlar hakkında ki düşüncelerini okumak çok güzeldi.Üslubunu çok sevdiğimi söylemem gerek.Akıcı ve size kendisini okutan değişik bir kitap.Diğer eserlerini de okumak isterim şahsen.
 

















7 Ocak 2018 Pazar

►Yabancı Veyl Kitap Yorumum◄

Ocak 07, 2018 0 Comments

Kitap Adı:Yabancı Veyl


Yazar:Öznur Yıldırım


Yayıncılık:Pegasus Yayınları


Sayfa Sayısı:600


Etiket Fiyatı:37,50TL




Herkese 2018'in ilk kitap yorumundan merhabalar!Aslında bu kitabı 2017'nin son günlerinde bitirdim.Fakat yorum gönderilerini genelde haftasonu paylaştığım için denk getiremedim.İlk kitabı Şahmeran'ı uzun bir süre önce okuduğum için sonunu pek fazla hatırlamıyorum.O yüzden ilk kitaptan spoiler yemeden okuyabilirsiniz :D 


Kitabın Arka Kapağı:
Kahverengi gözleri bana kabuk bağlamış yaraları anımsatan küçük bir kız çocuğu tanıdım. Onu parçaladım, mahvettim, yok ettim. Onu korudum, kurtardım, var ettim. Zihnimi durduramadım. Bir rüzgâr esti ve tavandaki lamba uğursuz bir ses çıkararak yavaşça sallandı. Gökyüzümü kara bulutlar kapladı, yağmur yağdı. Terk edilmiş bir kasabada geceler kimsesizdi, güneş yok oldu, ay sabah olunca doğdu. Boş bir arazide bir yel değirmeni döndü, döndü, döndü… Sonra sana bir masal anlattım.
                                                   Ve seni ölüm uykusuna yatirdım.

Kitap Hakkında ki düşüncelerim:
Yabancı genel olarak sevdiğim bir kitap serisi.Elbette ki sevmediğim,hoşlanmadığım tarafları da var.Bunların hepsininden birazdan bahsedeceğim.Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki Yabancı serisini Wattpad üzerinden uzun yıllardan beri takip ediyordum.Kitabının basılmasına sevindim.Yazarın dili,betimlemelerinden hoşlandığım için kitabın konusu her ne kadar klişe olarak değerlendirilsede ben seviyorum.Çoğu Wattpad kitabında bulamadığım pek çok artısı var Yabancı'nın gözümde.Elinize aldığınızda bırakamamanız gibi.Bu kitabı aslında ben bir tür bağımlılık gibi görüyorum.Hoşlanmadığınız pek çok şey var ve bunların farkındasınız,kitabın sizi sinirlendiren bir çok yönü var bunun da farkındasınız ama yinede okumayı bırakamıyorsunuz.Yabancı işte tam olarak bu.

Klişeyi aslında sevdiğimi itiraf etmem gerek.Tabiki tamamı klişe olan kitapları değil ,klişeyi barındıran fakat güzel işleyen ve harmanlayan  kitapları seviyorum.Yabancı'da benim için böyle bir kitap.

Öncelikle Veyl için şunu söyleyebilirim ki ilk kitaba göre çok daha iyi.Bu kitabın yarısına kadar olan kısmı wattpad üzerinden okumuştum.Ama çok fazla hatırlamadığım için ilk defa okumuş hissi verdi.Tabiki ufak ufak kısımları hatırlıyordum fakat onları da tekrardan okumak çok büyük bir keyif verdi bana.Tabi ki eklemeler,düzenlemeler olmuş.Hikaye'de kafada soru işareti bırakan mantıksız gözüken kısımları Öznur sonunda tek bir cümleyle açıklamış ki bu cümle benim bir saate yakın yatakta dönüp durmama ve uykumun kaybolmasına neden oldu.Üçüncü kitap için muhteşem bir istek ve merak duymaya başladım ki çıkar çıkmaz alacağım.

Kitapta sevmediğim kısım ise kesinlikle Doğa ve Ediz'in kavgaları.Daha doğrusu sürekli her bölümde tekrar eden ve artık sıkan kavgaları.İlk kitapta da beni bu döngü sıkmıştı fakat ikinci kitapta da bunun devam etmesi beni acayip sıktı.Ediz'in gözlerinin betimlemesinden ne kadar sıkıldıysam bu döngüden de o kadar sıkıldım.Doğa'nın kitap boyunca saf rolüne yatması da bir diğer mevzu.Ediz'in düşmanları bile durumu uzaktan anlamışken henüz daha Doğa'nın anlamaması?Beni deli eden şeylerden birisi de buydu.

Dediğim gibi kitap bir bağımlılığınız oluyor.Nefret ediyorsunuz belki ama okumaya devam ediyorsunuz.Bu da Yabancı'nın bir özelliği ki bu olmasa sanırım diğer kitaplardan bir farkı kalmazdı.Bu kitapta kendimi özdeşleştirebileceğim bir karakter olmadığı için onların hissettiklerini hissemediğimi düşünüyorum.Doğa'nın kabullendiği bir çok durumda ona kızmaktan kendimi alamadım.

Kitap genel olarak güzeldi.Eğer Yabancı Şahmeran'ı sevmediyseniz kesinlikle Veyl'e bir şans verin.Çünki ilk kitaba göre daha geliştirildiğini söyleyebilirim.Eğer zaten sevdiyseniz vakit kaybetmeden alıp okuyun ♥


























31 Aralık 2017 Pazar

►Uçurtma Avcısı Kitap Yorumum◄

Aralık 31, 2017 0 Comments


Kitap Adı:Uçurtma Avcısı



Yazar:Khaled Hosseini



Yayıncılık:Everest Yayınlar



Sayfa Sayısı:375




Herkese merhaba!Yorumu ne zaman paylaşacağımı tam olarak bilmiyorum ama yeni yılınızın mükemmel geçmesini diliyorum♥2017 yılında okuduğum son kitaplardan birisi olan Uçurtma Avcısı'nı bir hafta önce bitirmeme rağmen yorum yazamadım.Umarım yeni yıl bana birazcık yorum yazma,fotoğraf çekme isteği katar da burasıyla ilgilenebilirim :D 

Kitabın Konusu

Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.
Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.
 Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.


Benim Yorumum:


Uçurtma Avcısı, Afganistan'da yaşanan savaş ve göç sırasında yaşananları ele alıyor.Babası tarafından hiç sevilmediğini düşünen Emir ile evin yardımcısının oğlu Hasan'ın çocukluktan beridir olan dostluğunu da anlatıyor bir yandan.Aynı evde büyümüş aynı süt anneyi paylaşmış Emir ve Hasan arasında uçurumlar vardır.Emir zengin bir iş adamının oğlu iken Hasan ise hizmetkarın oğludur.Aynı zaman da o dönemlerde pek sevilmeyen bir azınlık olan Hazaralara mensuptur.Uçurtma Avcısı kısacası dostluğa,ihanete,Afganistan topraklarında olanlara değinen bir kitap.


Daha önce başlarının okuyup bıraktığım bir kitap Uçurtma Avcısı.Neden devamını getirmediğime dair bir fikrim yok.Sanırım başka ilgimi çeken bir kitap için bırakmış olabilirim.Geç olsun güç olmasın diyerek tekrardan kitaba başladım.Diğer kitaplardan farklı olarak Uçurtma Avcısı'na başladığınızda neyle karşı karşıya olduğunuzu çok yanlış anlıyorsunuz.Sadece iki küçük çocuğun dostluğunu okuyacağımı zannederken beni ağır depresyona soktu.Hasan'ın başına gelenlerin hiç bir çocuğun,insanın başına gelmemesini dilerim.Korkunç ve düşüncesi bile kötü hissettiren bir olaydı.O sahnede(ki okuyanlar bilir)Emir'den ilk defa nefret ettim.O andan sonra hayatı boyunca pişmanlık hissetti cesur olamadığı ve göz yumduğu için.

Emir'e karşı korkunç bir öfke duyuyorsunuz kitap boyunca.Arkadaşlık ve kardeşlik tanımını Emir'in aklındaki düşünceleri okuyunca sorgulayacaksınız.

Kitabın en güzel yanlarından birisi şüphesiz Afganistan'ı size en gerçekçi bir şekilde sunması.Sanki onlarla birlikte Afganistan'dasınız.Emir Hasan'a kitap okurken sizde ordasınız sanki savaştan sonra Afganista'nın ortasındasınız.Kitabın sonlarına sayfalar kala elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitap.Gerçemişle karışık kitapları seviyorsanız tavsiye edebileceğim kitaplardan birisi ♥

Puan:4/5

 














23 Aralık 2017 Cumartesi

►Aşk ve Gurur Kitap Yorumum◄

Aralık 23, 2017 0 Comments

Kitap Adı:Aşk ve Gurur

*(Gurur ve Önyargı da olabilir)


Yazar:Jane Austen


Sayfa Sayısı:472









Herkese tekrardan merhaba!Uzun süredir ne yorum yazabildim ne de kitap için fotoğraf ayarlayabildim.Ama bugün bütün üşengeçliğimden sıyrılıp yazmaya karar verdim.Aşk ve Gurur'u bitireli 2 hafta oluyor neredeyse.Artık kitabı unutmadan yazmam gerektiğini fark ettim.

Öncelikle kafanızda kitap ismiyle ilgili bir kargaşa oluşmuş olabilir.Çünki kitabı almak istediğim zaman bende de olmuştu.Tamamiyle çeviriden kaynaklı birşeymiş.Ben başka iki ayrı kitap zannetmiştim.Oysa ki bazı yayınevleri Gurur ve Önyargı bazıları da Aşk ve Gurur olarak çevirmişler.Şahsen ben Türkiye İş Bankası yayınlarının bastığı Gurur ve Önyargı'yı okumayı istiyordum ama başka bir yayıncılığın ki çok uygun fiyata düşünce dayanamayıp aldım.Yani iki kitap arasında çeviriden başka bir fark yok benim bildiğim kadarıyla.


Kitap Konusu:
Aşk ve Gurur, taşralı bir beyfendinin kızı olan Elizabeth Bennett ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Gerçi Jane Austen bu iki karakteri birbirlerinin tuzağına düşmüş kişiler gibi sunar, ama "ilk izlenim"i tersine çevirmekte gecikmez: Soyluluk ve servetten kaynaklanan "gurur" ile elizabeth'in ailesinin soylu olmayışı karşısında beslediği "önyargı", Darcy'yi mesafeli davranmak zorunda bırakır. Elizabeth'in davranışında da hem özsaygının uyandırdığı "gurur", hem de Darcy'nin züppeliği karşısındaki "önyargı" etkili olur. Zeki ve coşkulu Elizabeth yalnızca Austen'ın en çok sevdiği kadın kahramanı değil, aynı zaman bütün İngiliz edebiyatının en çok ilgi uyandıran kadın roman kişiliklerinden biridir.



Benim Yorumum:
Tarihi aşk kitaplarını okumaktan bugüne kadar hep kaçtım sayılır.Aslında kaçmakta değil okumakla okumamak arasında kalıp yine tercihimin yoğunlukta olduğu kitaplara yöneldim.Ta ki Aşk ve Gurur kitabına kadar.Öncelikle kitaptaki dönemden bahsetmek istiyorum.Çünki kitabın başlarından ortalarına kadar yani alışana kadar beni bir hayli gerdi.Dönemin İngiltere'sinde kadınların tek düşündüğü şey evlilik adeta.Sanki hayatlarında ki en büyük amaç evlenmekmiş gibi ki büyük ihtimalle öyle.Sadece evlenmekte değil.Varlıklı bir adamla evlenme isteği çoğunlukta.

Jane Austen'in kaleme aldığı Elizabeth ise evlilikle kafayı bozmuş kardeşleri ve annesine tamamen zıt bir düşünceye sahip.Elizabeth'in paranın ihtişamına gülüp geçtiği ve her türlü düşüncesini net bir şekilde ifade etmesini çok sevdim.İnatçı,dikbaşlı ve aynı zamanda da diğerlerine göre mantıklı ve daha günümüze hitap eden bir düşünce şekli var Elizabeth'in.

Aslında kitabı çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim.Nedendir bilmiyorum tam olarak bu kitaptaki hissedilmesi gereken duyguları hissedemedim.Yani heyecanlı yerlerde heyecanlanamadım yada sevilmem,üzülmem gereken kısımlarda bir şey hissedemedim.Kitabı bitirmem uzun sürdü.Çünki kitabın yarısına kadar geldiğimde aslında kitabı pek fazla beğenmediğimi farkettim.Neredeyse bırakmak üzereydim.Aklıma birden filmini izlemek geldi.Çünki tam olarak o dönemi,o şartları kafamda canlandıramamış olabilirdim.Bu yüzden filmini izledim.Açıkçası ben filmini daha fazla beğendim.Çünki filmi izlerken herşey daha akıcıydı.Ama kitapta bir resmiyet,soğukluk vardı.Özellikle Darcy karakterini sevemedim ve Elizabeth ile ilişkilerinden pek fazla etkilenmedim.

Kitap vermek istediği mesajı aslında gayet güzel bir şekilde veriyordu.İnsanın gururu ve önyargıları onu gideceği yoldan alıkoyan engeldir.İkisi de benim çoğunlukta olarak hissettiğim şeyler olduğu için hayatta ne gibi kısıtlamalar getirdiklerini biliyorum.Fakat gururun hiç olmamasından iyidir diye düşünüyorum.Azı zarar çoğu zarar.Kitapta ki ana karakterlerin gururlarını ve önyargılarını aşmalarını okuyoruz bir nevi.

Kitap genel olarak güzeldi ama bana herhangi bir şey hissettirmedi.Bu yüzden çok fazla bağlandığım bir kitap olmadı.Lakin tarihi aşk seviyorsanız büyük ihtimalle bu kitaptan hoşlanırsınız.

“Gurur ve kibir farklı şeyler, ama sık sık aynı anlamda kullanılıyorlar. İnsan kibirli olmadan gururlu olabilir. Gurur daha çok kendimizle ilgili görüşümüze bağlıdır, kibir ise bizim hakkımızda başkalarına ne düşündürtmek istediğimize.”












2 Aralık 2017 Cumartesi

►Ozan Beedle'ın Hikâyeleri Kitabı Yorumum◄

Aralık 02, 2017 0 Comments

Kitap Adı:Ozan Beedle'ın Hikayeleri


Sayfa Sayısı:104


Yazar:J.K. ROWLİNG


Yayıncılık:Yapı Kredi Yayınları 


Etiket Fiyatı: 9,00 TL



Herkese merhaba!Bugün sizlere Harry Potter ve Ölüm Yadigarları'nda sıkça ismi geçen Dumbledore'un Hermione'ye verdiği çocuk kitabı olan Ozan Beedle Hikayeleri'ni yorumluyorum.Öncelikle kitabın dış kısmından başlamak istiyorum çünki en güzel dış kapak olabilir.Kitabın ön kapağındaki tasarım olsun aynı zamanda bölüm içlerindeki çizimler olsun, hepsi harika.Bu kitap Harry Potter'ın eski baskılarında ki gibi bembeyaz sayfalar üzerine basılmış ki kitabı güzel kılan yanlardan birisi de bu.Çünki nedendir bilmiyorum beyaz sayfaları ben daha çok seviyorum.İnce bir kitap olmasına rağmen kısa süreliğinede olsa sizi o büyülü dünyanın içine çekiveriyor.Merak edenler için adındanda anlaşılacağı üzerine içinde kısa kısa hikayeler var.Biz de Pamuk Prenses,Külkedisi hikayeleri ünlüyken büyücü dünyasında da bu hikayeler ünlü.

''Ozan Beedle'ın Hikâyeleri, beş farklı hikâye içeriyor. Bildiğimiz masal kalıplarından ve klişelerinden uzak, mesajlarını Rowling'in alışıldık esprili üslubuyla veren, yazarın bütün kitapları gibi sadece çocukları hedef almayan bir kitap.Harry Potter dünyasının en sevilen karakterlerinden biri, Hogwarts'ın efsanevi müdürü Albus Dumbledore'un notlarıyla zenginleşen kitap bir masal kitabı olarak, bu dünyayı hiç tanımayan kişiler tarafından büyük bir zevkle okunabileceği gibi Harry Potter hayranlarına çok tanıdık gelecek karakterler ve hikâyeler içeriyor, akıllarındaki bazı soruların cevaplarını veriyor.''

Kitapta Büyücü ve Zıplayan Kazan,İyi Kader Çeşmesi,Sihirbazın Kıllı Kalbi,Babbitty Rabbitty ve Kıkırdayan Kütüğü ve Üç Kardeşin hikayesi olmak üzere 5 adet hikaye bulunuyor.En sevdiğim hikaye kuşkusuz Üç Kardeşin Hikayesi.Ölüm Yadigarları filminde en sevdiğim sahnelerden biriside hikayenin anlatılış kısmıydı.Bu yüzden tekrardan okumaktan hiç sıkılmadım.Sihirbazın Kıllı Kalbi ve İyi Kader Çeşmesi hikayelerini de çok severek okudum.Keşke içinde birazcık daha fazla hikaye olsaydı.Kitap çok ince ve hikayeler kısacık olduğu için nasıl bittiğini anlamadım. 

Ozan Beedle'ın Hikayeleri Harry Potter dünyasını özleyenler için kısa,tadımlık bir kitap.Fiyatı da diğer kitaplarına oranla çok ucuz olduğu için bence  kaçırmadan alın derim ♥ 

 

















11 Kasım 2017 Cumartesi

►Harry Potter ve Ölüm Yadigarları Kitap Yorumum◄

Kasım 11, 2017 0 Comments

Kitap Adı:Harry Potter ve Ölüm Yadigarları


Yazar:J.K. ROWLING


Yayıncılık:Yapı Kredi Yayınları


Sayfa Sayısı:696


Etiket Fiyatı (indirimsiz):42.00 TL



Herkese  uzun bir aradan sonra merhaba!Umarım bu paylaşım yapamadığım dönem boyunca beni unutan olmamıştır.Her nekadar kitap okuyamasam da İnstagrama girdiğimde story atmaya çalışıyorum fakat paylaşım yapamıyorum:( Uzun süredir bu durum beni husursuz ediyordu.Sonunda ve sonunda Harry Potter serisini bitirmiş bulunmaktayım.O kadar çok bu kitapta oyalandım ki!Hiç bitiremeyeceğim diye endişelendim.Sizde zaten artık Ölüm yadigarları kitabıyla çekilmiş storylerimden bıkmışsınızdır diye tahmin ediyorum.Ben bile bıktım :D Sakın yanlış anlaşılmasın kitabın elimde bu kadar sürünmesi tamamiyle benim yüzümden.Kitabın konusu ve akıcılığı ile ilgisi yok.

Arka Kapak

"Bana Harry Potter'ı verin," dedi Voldemort'un sesi, "kimseye zarar gelmesin. Bana Harry Potter'ı verin, okula dokunmayayım. Bana Harry Potter'ı verin, ödüllendirilin."

Sihir dünyası savaşta! Karanlık Lord iyice güç kazanırken iyiler de boş durmuyor. Yedinci yılında Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na dönmeyen Harry Potter, Dumbledore'un ona bıraktığı görevi tamamlamaya çalışıyor. Yanında -her zamanki gibi- Ron ve Hermione'yle, bir yandan Voldemort'tan ve onun Ölüm Yiyen'lerinden kaçarken bir yandan da Hortkuluklar'ı yok etmek, Ölüm Yadigârları'nın sırrını keşfetmek zorunda olan Harry kendi geçmişiyle ilgili de pek çok şey öğreniyor.


Benim Yorumum:(Spoiler içerebilir)

Yıllardır benim için ayrı bir yeri olan Harry Potter serisini bitirmiş bulunmaktayım.Kitapları için neden bu kadar gecikmişim acaba?Uzun süredir yaşamadığım duygu selini bu kitapta yaşadım.Bu kitabın hepsinden daha ayrı bir yere sahip olacağını biliyordum.Çünki her şeyin sonuçlandığı ve hikayenin son bulduğu kitaptı.Hogwarts treninin artık son kalkışı...


Bu kitapta Altın üçlümüz Dumbledore'un bıraktığı şifrelerle hortkuluk arayışındaydılar.Hortkuluklar hakkında pek fazla bilgi bırakmayan Dumbledore kimi zaman Altın üçlünün sorgulamalarına maruz kalmadı değil.Onlardan daha fazla sinirlenende bendim.Dumbledore Harry'le her ne kadar bütün seri boyunca çok ilgili olsa ve Harry'nin herşeyini bilsede Harry'e kendisiyle ilgili çoğu şeyi anlatmayışı kitap boyunca Harry'nin Dumbledore'a olan inancını zedeledi.Hal böyle olunca pek çok kez çıkmaza düştüler.Hem gizlenip hem de hortkulukları aramaları ise günden güne zorlaşmaya başlamıştı.

Çoğu bilmeyen kişinin ortaya atılıp üçgen gördüklerinde  ''ay bu illuminati işareti'' demesinin mağduru olmuş ölüm yadigarları işaretinin hikayesini bu kitapta öğreniyoruz.Mürver asa,Görünmezlik pelerini ve diriltme taşının birleşimini sembolize eden bu işaretin hikayesi gerçekten okumak ve izlemekten(filmde) en keyif aldığım sahneydi.

Tabi ki bunlar olup biterken Voldemort'ta boş durmuyordu.Kitap boyunca Harry'i yenebilmek için her şeyi yaptı.Dumbledore'un mezarını açıp Mürver Asa'yı alması da bunlara dahil.Hesaba katmadığı ve bilmediği pek çok gerçek yenilmesine sebep oldu ki bu zaten serinin başından beri beklenilen bir şeydi.

Hogwarts Savaşı'ndan bahsetmek gerekirse;Film'in kitaba göre çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.Kitapta her şey çok hızlı oldu.Hogwarts Savaşı kitapta hemen bitti ve sonuçlandı gibi hissettim okurken.Ama film her şeyi ile çok güzeldi.Bu savaşta pek çok kayıp verdi Hp serisi...En çok üzüleceğimi tahmin ettiğim kitap buydu ki öyle de oldu.Lupin ve Nymphadora'nın yerde ölü bir şekilde yan yana yatış sahneleri hala aklımdan gitmiş değil.Okuduğumda bir kez daha üzüldüm.Her ikisi de çok sevdiğim karakterlerdi.Weasley ikizlerinden Fred'in ölmesi ise beni en çok üzünler arasındaydı.Onlar ayrılmaz ikiliydiler ve Fred'in ölmemesi gerekiyordu.Snape'in anılarını filmde ilk izlediğimde snape'e karşı olan bütün nefretim sönüvermişti.Harry'nin de bütün nefreti biran da uçtu sanki her şeyi öğrendikten sonra.Snape'in tabi ki sevmediğim birçok özelliği yok mu? Var tabiki.Fakat bir yanım da aslında onun böyle yalnız bir hayatı haketmediği yönünde.

Seri boyunca pek çok kayıplar oldu.Nymphadora,Moody,Lupin,Sirius,Dumbledore,Snape,Fred,Cedric,Dobby,
Hedwig ve serinin başlamasını asıl sağlayan iki ölüm James ve Lily Potter.Seride ne çok kişinin öldüğünü yazarken farkettim.Harry zaten hayata yalnız başlamıştı ve hayatında ki pek çok değer verdiği kişileri kaybetti.Rowling'in çoğu zaman çok fazla acımasız olduğunu düşünmüyor değilim.Bütün önemli yere sahip karakterleri öldürdü neredeyse! 

Tüm bunlara rağmen Harry Potter serisi muhteşemdi.Zaten kötü olmasına hiç ihtimal vermemiştim.Eğer hala bu seriyi okumadıysanız yada herhangi bir bilginiz yoksa mutlaka kitap serisini okumaya başlayın.Filmlerini izleyin. Fantastik severlerdenseniz Harry Potter'ı çok beğeneceğinizi düşünüyorum.♥