Follow me @slytherininokurvarisi

23 Aralık 2017 Cumartesi

►Aşk ve Gurur Kitap Yorumum◄

Aralık 23, 2017 0 Comments

Kitap Adı:Aşk ve Gurur

*(Gurur ve Önyargı da olabilir)


Yazar:Jane Austen


Sayfa Sayısı:472









Herkese tekrardan merhaba!Uzun süredir ne yorum yazabildim ne de kitap için fotoğraf ayarlayabildim.Ama bugün bütün üşengeçliğimden sıyrılıp yazmaya karar verdim.Aşk ve Gurur'u bitireli 2 hafta oluyor neredeyse.Artık kitabı unutmadan yazmam gerektiğini fark ettim.

Öncelikle kafanızda kitap ismiyle ilgili bir kargaşa oluşmuş olabilir.Çünki kitabı almak istediğim zaman bende de olmuştu.Tamamiyle çeviriden kaynaklı birşeymiş.Ben başka iki ayrı kitap zannetmiştim.Oysa ki bazı yayınevleri Gurur ve Önyargı bazıları da Aşk ve Gurur olarak çevirmişler.Şahsen ben Türkiye İş Bankası yayınlarının bastığı Gurur ve Önyargı'yı okumayı istiyordum ama başka bir yayıncılığın ki çok uygun fiyata düşünce dayanamayıp aldım.Yani iki kitap arasında çeviriden başka bir fark yok benim bildiğim kadarıyla.


Kitap Konusu:
Aşk ve Gurur, taşralı bir beyfendinin kızı olan Elizabeth Bennett ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Gerçi Jane Austen bu iki karakteri birbirlerinin tuzağına düşmüş kişiler gibi sunar, ama "ilk izlenim"i tersine çevirmekte gecikmez: Soyluluk ve servetten kaynaklanan "gurur" ile elizabeth'in ailesinin soylu olmayışı karşısında beslediği "önyargı", Darcy'yi mesafeli davranmak zorunda bırakır. Elizabeth'in davranışında da hem özsaygının uyandırdığı "gurur", hem de Darcy'nin züppeliği karşısındaki "önyargı" etkili olur. Zeki ve coşkulu Elizabeth yalnızca Austen'ın en çok sevdiği kadın kahramanı değil, aynı zaman bütün İngiliz edebiyatının en çok ilgi uyandıran kadın roman kişiliklerinden biridir.



Benim Yorumum:
Tarihi aşk kitaplarını okumaktan bugüne kadar hep kaçtım sayılır.Aslında kaçmakta değil okumakla okumamak arasında kalıp yine tercihimin yoğunlukta olduğu kitaplara yöneldim.Ta ki Aşk ve Gurur kitabına kadar.Öncelikle kitaptaki dönemden bahsetmek istiyorum.Çünki kitabın başlarından ortalarına kadar yani alışana kadar beni bir hayli gerdi.Dönemin İngiltere'sinde kadınların tek düşündüğü şey evlilik adeta.Sanki hayatlarında ki en büyük amaç evlenmekmiş gibi ki büyük ihtimalle öyle.Sadece evlenmekte değil.Varlıklı bir adamla evlenme isteği çoğunlukta.

Jane Austen'in kaleme aldığı Elizabeth ise evlilikle kafayı bozmuş kardeşleri ve annesine tamamen zıt bir düşünceye sahip.Elizabeth'in paranın ihtişamına gülüp geçtiği ve her türlü düşüncesini net bir şekilde ifade etmesini çok sevdim.İnatçı,dikbaşlı ve aynı zamanda da diğerlerine göre mantıklı ve daha günümüze hitap eden bir düşünce şekli var Elizabeth'in.

Aslında kitabı çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim.Nedendir bilmiyorum tam olarak bu kitaptaki hissedilmesi gereken duyguları hissedemedim.Yani heyecanlı yerlerde heyecanlanamadım yada sevilmem,üzülmem gereken kısımlarda bir şey hissedemedim.Kitabı bitirmem uzun sürdü.Çünki kitabın yarısına kadar geldiğimde aslında kitabı pek fazla beğenmediğimi farkettim.Neredeyse bırakmak üzereydim.Aklıma birden filmini izlemek geldi.Çünki tam olarak o dönemi,o şartları kafamda canlandıramamış olabilirdim.Bu yüzden filmini izledim.Açıkçası ben filmini daha fazla beğendim.Çünki filmi izlerken herşey daha akıcıydı.Ama kitapta bir resmiyet,soğukluk vardı.Özellikle Darcy karakterini sevemedim ve Elizabeth ile ilişkilerinden pek fazla etkilenmedim.

Kitap vermek istediği mesajı aslında gayet güzel bir şekilde veriyordu.İnsanın gururu ve önyargıları onu gideceği yoldan alıkoyan engeldir.İkisi de benim çoğunlukta olarak hissettiğim şeyler olduğu için hayatta ne gibi kısıtlamalar getirdiklerini biliyorum.Fakat gururun hiç olmamasından iyidir diye düşünüyorum.Azı zarar çoğu zarar.Kitapta ki ana karakterlerin gururlarını ve önyargılarını aşmalarını okuyoruz bir nevi.

Kitap genel olarak güzeldi ama bana herhangi bir şey hissettirmedi.Bu yüzden çok fazla bağlandığım bir kitap olmadı.Lakin tarihi aşk seviyorsanız büyük ihtimalle bu kitaptan hoşlanırsınız.

“Gurur ve kibir farklı şeyler, ama sık sık aynı anlamda kullanılıyorlar. İnsan kibirli olmadan gururlu olabilir. Gurur daha çok kendimizle ilgili görüşümüze bağlıdır, kibir ise bizim hakkımızda başkalarına ne düşündürtmek istediğimize.”












2 Aralık 2017 Cumartesi

►Ozan Beedle'ın Hikâyeleri Kitabı Yorumum◄

Aralık 02, 2017 0 Comments

Kitap Adı:Ozan Beedle'ın Hikayeleri


Sayfa Sayısı:104


Yazar:J.K. ROWLİNG


Yayıncılık:Yapı Kredi Yayınları 


Etiket Fiyatı: 9,00 TL



Herkese merhaba!Bugün sizlere Harry Potter ve Ölüm Yadigarları'nda sıkça ismi geçen Dumbledore'un Hermione'ye verdiği çocuk kitabı olan Ozan Beedle Hikayeleri'ni yorumluyorum.Öncelikle kitabın dış kısmından başlamak istiyorum çünki en güzel dış kapak olabilir.Kitabın ön kapağındaki tasarım olsun aynı zamanda bölüm içlerindeki çizimler olsun, hepsi harika.Bu kitap Harry Potter'ın eski baskılarında ki gibi bembeyaz sayfalar üzerine basılmış ki kitabı güzel kılan yanlardan birisi de bu.Çünki nedendir bilmiyorum beyaz sayfaları ben daha çok seviyorum.İnce bir kitap olmasına rağmen kısa süreliğinede olsa sizi o büyülü dünyanın içine çekiveriyor.Merak edenler için adındanda anlaşılacağı üzerine içinde kısa kısa hikayeler var.Biz de Pamuk Prenses,Külkedisi hikayeleri ünlüyken büyücü dünyasında da bu hikayeler ünlü.

''Ozan Beedle'ın Hikâyeleri, beş farklı hikâye içeriyor. Bildiğimiz masal kalıplarından ve klişelerinden uzak, mesajlarını Rowling'in alışıldık esprili üslubuyla veren, yazarın bütün kitapları gibi sadece çocukları hedef almayan bir kitap.Harry Potter dünyasının en sevilen karakterlerinden biri, Hogwarts'ın efsanevi müdürü Albus Dumbledore'un notlarıyla zenginleşen kitap bir masal kitabı olarak, bu dünyayı hiç tanımayan kişiler tarafından büyük bir zevkle okunabileceği gibi Harry Potter hayranlarına çok tanıdık gelecek karakterler ve hikâyeler içeriyor, akıllarındaki bazı soruların cevaplarını veriyor.''

Kitapta Büyücü ve Zıplayan Kazan,İyi Kader Çeşmesi,Sihirbazın Kıllı Kalbi,Babbitty Rabbitty ve Kıkırdayan Kütüğü ve Üç Kardeşin hikayesi olmak üzere 5 adet hikaye bulunuyor.En sevdiğim hikaye kuşkusuz Üç Kardeşin Hikayesi.Ölüm Yadigarları filminde en sevdiğim sahnelerden biriside hikayenin anlatılış kısmıydı.Bu yüzden tekrardan okumaktan hiç sıkılmadım.Sihirbazın Kıllı Kalbi ve İyi Kader Çeşmesi hikayelerini de çok severek okudum.Keşke içinde birazcık daha fazla hikaye olsaydı.Kitap çok ince ve hikayeler kısacık olduğu için nasıl bittiğini anlamadım. 

Ozan Beedle'ın Hikayeleri Harry Potter dünyasını özleyenler için kısa,tadımlık bir kitap.Fiyatı da diğer kitaplarına oranla çok ucuz olduğu için bence  kaçırmadan alın derim ♥ 

 

















11 Kasım 2017 Cumartesi

►Harry Potter ve Ölüm Yadigarları Kitap Yorumum◄

Kasım 11, 2017 0 Comments

Kitap Adı:Harry Potter ve Ölüm Yadigarları


Yazar:J.K. ROWLING


Yayıncılık:Yapı Kredi Yayınları


Sayfa Sayısı:696


Etiket Fiyatı (indirimsiz):42.00 TL



Herkese  uzun bir aradan sonra merhaba!Umarım bu paylaşım yapamadığım dönem boyunca beni unutan olmamıştır.Her nekadar kitap okuyamasam da İnstagrama girdiğimde story atmaya çalışıyorum fakat paylaşım yapamıyorum:( Uzun süredir bu durum beni husursuz ediyordu.Sonunda ve sonunda Harry Potter serisini bitirmiş bulunmaktayım.O kadar çok bu kitapta oyalandım ki!Hiç bitiremeyeceğim diye endişelendim.Sizde zaten artık Ölüm yadigarları kitabıyla çekilmiş storylerimden bıkmışsınızdır diye tahmin ediyorum.Ben bile bıktım :D Sakın yanlış anlaşılmasın kitabın elimde bu kadar sürünmesi tamamiyle benim yüzümden.Kitabın konusu ve akıcılığı ile ilgisi yok.

Arka Kapak

"Bana Harry Potter'ı verin," dedi Voldemort'un sesi, "kimseye zarar gelmesin. Bana Harry Potter'ı verin, okula dokunmayayım. Bana Harry Potter'ı verin, ödüllendirilin."

Sihir dünyası savaşta! Karanlık Lord iyice güç kazanırken iyiler de boş durmuyor. Yedinci yılında Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na dönmeyen Harry Potter, Dumbledore'un ona bıraktığı görevi tamamlamaya çalışıyor. Yanında -her zamanki gibi- Ron ve Hermione'yle, bir yandan Voldemort'tan ve onun Ölüm Yiyen'lerinden kaçarken bir yandan da Hortkuluklar'ı yok etmek, Ölüm Yadigârları'nın sırrını keşfetmek zorunda olan Harry kendi geçmişiyle ilgili de pek çok şey öğreniyor.


Benim Yorumum:(Spoiler içerebilir)

Yıllardır benim için ayrı bir yeri olan Harry Potter serisini bitirmiş bulunmaktayım.Kitapları için neden bu kadar gecikmişim acaba?Uzun süredir yaşamadığım duygu selini bu kitapta yaşadım.Bu kitabın hepsinden daha ayrı bir yere sahip olacağını biliyordum.Çünki her şeyin sonuçlandığı ve hikayenin son bulduğu kitaptı.Hogwarts treninin artık son kalkışı...


Bu kitapta Altın üçlümüz Dumbledore'un bıraktığı şifrelerle hortkuluk arayışındaydılar.Hortkuluklar hakkında pek fazla bilgi bırakmayan Dumbledore kimi zaman Altın üçlünün sorgulamalarına maruz kalmadı değil.Onlardan daha fazla sinirlenende bendim.Dumbledore Harry'le her ne kadar bütün seri boyunca çok ilgili olsa ve Harry'nin herşeyini bilsede Harry'e kendisiyle ilgili çoğu şeyi anlatmayışı kitap boyunca Harry'nin Dumbledore'a olan inancını zedeledi.Hal böyle olunca pek çok kez çıkmaza düştüler.Hem gizlenip hem de hortkulukları aramaları ise günden güne zorlaşmaya başlamıştı.

Çoğu bilmeyen kişinin ortaya atılıp üçgen gördüklerinde  ''ay bu illuminati işareti'' demesinin mağduru olmuş ölüm yadigarları işaretinin hikayesini bu kitapta öğreniyoruz.Mürver asa,Görünmezlik pelerini ve diriltme taşının birleşimini sembolize eden bu işaretin hikayesi gerçekten okumak ve izlemekten(filmde) en keyif aldığım sahneydi.

Tabi ki bunlar olup biterken Voldemort'ta boş durmuyordu.Kitap boyunca Harry'i yenebilmek için her şeyi yaptı.Dumbledore'un mezarını açıp Mürver Asa'yı alması da bunlara dahil.Hesaba katmadığı ve bilmediği pek çok gerçek yenilmesine sebep oldu ki bu zaten serinin başından beri beklenilen bir şeydi.

Hogwarts Savaşı'ndan bahsetmek gerekirse;Film'in kitaba göre çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.Kitapta her şey çok hızlı oldu.Hogwarts Savaşı kitapta hemen bitti ve sonuçlandı gibi hissettim okurken.Ama film her şeyi ile çok güzeldi.Bu savaşta pek çok kayıp verdi Hp serisi...En çok üzüleceğimi tahmin ettiğim kitap buydu ki öyle de oldu.Lupin ve Nymphadora'nın yerde ölü bir şekilde yan yana yatış sahneleri hala aklımdan gitmiş değil.Okuduğumda bir kez daha üzüldüm.Her ikisi de çok sevdiğim karakterlerdi.Weasley ikizlerinden Fred'in ölmesi ise beni en çok üzünler arasındaydı.Onlar ayrılmaz ikiliydiler ve Fred'in ölmemesi gerekiyordu.Snape'in anılarını filmde ilk izlediğimde snape'e karşı olan bütün nefretim sönüvermişti.Harry'nin de bütün nefreti biran da uçtu sanki her şeyi öğrendikten sonra.Snape'in tabi ki sevmediğim birçok özelliği yok mu? Var tabiki.Fakat bir yanım da aslında onun böyle yalnız bir hayatı haketmediği yönünde.

Seri boyunca pek çok kayıplar oldu.Nymphadora,Moody,Lupin,Sirius,Dumbledore,Snape,Fred,Cedric,Dobby,
Hedwig ve serinin başlamasını asıl sağlayan iki ölüm James ve Lily Potter.Seride ne çok kişinin öldüğünü yazarken farkettim.Harry zaten hayata yalnız başlamıştı ve hayatında ki pek çok değer verdiği kişileri kaybetti.Rowling'in çoğu zaman çok fazla acımasız olduğunu düşünmüyor değilim.Bütün önemli yere sahip karakterleri öldürdü neredeyse! 

Tüm bunlara rağmen Harry Potter serisi muhteşemdi.Zaten kötü olmasına hiç ihtimal vermemiştim.Eğer hala bu seriyi okumadıysanız yada herhangi bir bilginiz yoksa mutlaka kitap serisini okumaya başlayın.Filmlerini izleyin. Fantastik severlerdenseniz Harry Potter'ı çok beğeneceğinizi düşünüyorum.♥












15 Ekim 2017 Pazar

►Stephen King O Tam Metin Kitap Yorumu◄

Ekim 15, 2017 0 Comments
Uzun bir zamandan sonra tekrardan merhaba!♥ Nasılsınız?Neler okuyorsunuz?Ben gibi kitap okuyamayan var mı?Okulun yoğunluğu yüzünden kaç aydır kitapların kapağını dahi açamıyorum.Umarım bu durum yakın zamanda düzelir.Aslında yine bu haftada gönderi paylaşamayacaktım çünki malumunuz ne okuyorum ki yorum yapayım? :( Ama birden aklıma geldi daha doğrusu fark ettim ki Stephen King O kitabının yorumunu yapmamışım!?Bu nasıl oldu hiçbir fikrim yok ama yorumunu yazmayı unutmuşum.Yeni vizyona giren O filmini izledikten sonra instagramıma bakayım dedim ve kitabın yorumunu göremedim.Bende hemen yazma kararı aldım *-* Öncelikle kitabı okumak isteyenler için iki seçenek bulunmakta.Tam metin yani hiçbir sahnesi kesilmemiş kalın versiyonu,ya da bazı kısımları kesilen ince kitabı seçenekler arasında.Ben normalde incesini alıcaktım ama kime sorduysam kesinlikle tam versiyon oku cevabını aldım.O yüzden bu kitabı ald

Konusundan bahset gerekirse;
Küçük bir Amerikan kasabası olan Derry’yi diğer kasabalardan farklı kılan şey, kanalizasyon mazgallarının altındaki dehlizlerde yaşayan, kendini kimi zaman kâbuslarda, kimi zaman da gerçek hayatta gösteren bir yaratığın, insanları kendi karanlık dünyasına çeken esrarengiz bir gücün varlığıdır. Bu korkunç yaratıkla uzun yıllar önce savaşıp ardından kasabayı terk eden ve kendilerine yeni bir hayat kurmuş olan yedi çocuk, artık birer yetişkin olmuş ve yaşadıkları dehşet dolu günleri unutmuşlardır. Ancak, anılarının derinliklerine gömülen yaratık yıllar sonra yeniden harekete geçince, onunla bir kez daha hesaplaşmak zorunda kalırlar. Geçmişte kalan kâbuslar, şimdiki zamanda korkunç bir gerçeğe dönüşmüştür artık.(arka kapak)


Kitap Derry Kasabasında yaşayan Bill'in kardeşi George'nin yağmurlu bir havada kağıttan gemisini yüzdürmek için dışarı çıkmasıyla başlıyor.Kağıttan gemisi akıntının hızıyla kanalizasyon mazgalının içine düşüyor.George kanalizasyonun içinde bir palyaço görüyor.Hemen sonrasında kanalizasyondaki palyaço tarafından kolu kopartılarak öldürülüyor.Bu yaratık PennyWise olarak tanınır ve insanların korkularından beslenir.27 yılda bir ortaya çıkan Pennywise her gelişinde bir çok çocuğu öldürür.Kendilerine Kaybedenler Klübü adını takan yedi çocuk bu yaratığın peşine düşer.


Benim Yorumum:
Kocaman bir kitap.Gerçekten kocaman abartmıyorum.1216 sayfa olması yetmiyormuş gibi birde puntoları çok küçük.Yani oku oku bitmeyen bir hikaye.Kimi yerde geçmiş olayları anlatıyor kimi yerde ise güncel olaylara geri dönüyor.Bunların yanı sıra gazetelerden olay yazıları dahi var.Şunu söylemem gerek ki kurgusu mükemmel.Kasaba geçmişi,olayların gerekli gereksiz ayrıntıları,karakter anlatımları hepsi muhteşem ve size merak ettiğiniz  tüm detayları bir bir veriyor.İlk 100-150 sayfasını karakterlere ayırmış.Kitaba ilk başladığımda biraz bocaladığımı itiraf ediyorum çünki cidden bu kadar ayrıntınında ayrıntısına inen bir kitap okumamıştım.Çok fazla ayrıntı kimisine göre muhteşem birşeyken kimisine göre ''fazlalık'' tır.Açıkçası çok fazla detaylara boğulduğum için ben fazlalık diyen kısma giriyorum sanırsam.

Yedi tane karakterin ilk sayfalarda ayrımını yapmak acayip zordu.Gerçekten ilk defa bu kadar zorlandım.Çünki 2 bölüm sonra bayağı bir ilerlemiş oluyorsunuz ve öncesinde kimi okuduğunuzu hatırlamıyorsunuz ama olayı hatırlıyorsunuz.Gerçekten garipseyerek okudum bir süre.Fakat sonrasında artık olayları ve karakterleri daha iyi kavradığım için herhangi bir aksaklık yaşamadım.Ama itiraf ediyorum bütün karakterlerin ismini post itlere yazıp kitabın ilk sayfasına yapıştırmıştım.İnanın bana benim gibi bir problemle karşılaştıysanız en iyi yöntem bu.Böylelikte unuttuğunuzda 1216 sayfa içersinde o karakterin olayını ve kim olduğunu bulmak zorunda kalmıyorsunuz.

En sevdiğim karakterlerden bahsetmem gerekirse Kaybedenler Klübü'nün lideri gibi olan Bill karakteri nedense sevdiğim karakterler arasında.Arkadaşları arasında ''Bill daha iyi bilir'' gözüyle bakılan tam bir grup lideri potansiyelinde olmasını kitapta çok sevdim.Yeni filminde de gerçekten hayalettiğim görünüşteydi kendisi.Bir sonraki favorim ise kitabın neşesi Richie.Kitabın gergin atmosferinde dahi güldürmeyi başaran tek karakterdi.Özellikle sinemada çoğu kişi onun diyaloglarına güldü.Kendisini canlandıran oyuncu Stranger Things dizisinde de oynuyor.Orda ki karakteriyle yakından uzaktan alakası yok ama sanırsam O filminde ki halini daha çok sevdim.

Eğer ilk defa Stephen King kitabı okuyacaksınız O sizin için güzel bir başlangıç olabilir.Lakin çok fazla detay sevmiyorsanız ve ben yarıda bırakırım gibisinden düşünüyorsanız ilk olarak ince kitabından başlamanızı öneririm.Eğer kurguyu sever ve daha fazlasını merak ederseniz tam metnini alıp sonradan okuyabilirsiniz.♥ 


















23 Eylül 2017 Cumartesi

►Stranger Things Dizi Yorumu◄

Eylül 23, 2017 0 Comments
Herkese merhaba!Bugün sizlerle tekrardan bir dizi yorumu ile birlikteyim.Bu dizinin yorumunu yapmam için çok fazla mesaj gelmişti.Sonunda bende artık yorumunu yazıyorum.*-*

Bu dizi birçok şeyden ilham alınarak oluşturulmuş.Dizinin logosunda Stephen King kitaplarındaki yazı karakterlerinden esinlenilmiş.Dizinin posteri hazırlanırken Star Wars,ET vb. filmlerin poster tasarımcılarından yardım alınmış.Biryerde okuduğuma göre bu dizi çeşitli yapım şirketleri tarafından tam 15 kez rededilmiş.Netflix ise bu diziyi geri çevirmeyerek bize aslında çok büyük bir iyilik yapmış diyebilirim.İlerleyen satırlarda ise neden böyle düşündüğümü göreceksiniz.

Dizinin tür ve konusuna gelelim.Biliyorum ki izlemeyenler çok merak ediyor.IMDb puanı 8,9'u görünce ben bu diziyi nasıl kaçırdım demiştim.Tür olarakta tamamen ilgi alanıma giriyor.Drama,Fantastik ve Korku...Üç türün bir araya gelmesiyle muhteşem bir dizi ortaya çıkmış.Oyuncuların küçük yaşta olmalarına bakıpta sakın izlemekten vazgeçmeyin.Oyunculuklarına kesinlikle hayran kalacaksınız.

Dört yakın arkadaş olan Mike,Will,Lucas ve Dustin geç saatlere kadar oynadıkları oyuna son vermeye karar verirler ve evlerine dağılırlar.Fakat Will için eve dönüş yolu herzamankinden farklı olur.Ortadan aniden kaybolan Will için arama çalışmaları başlar.Will'in annesi Joyce oğluyla iletişim kurmanın bir yolunu ararken  geriye kalan üç arkadaşı ise ormanda Will'i ararken kendi yaşıtlarında bir kız ile karşılaşırlar.Karşılaştıkları Kız olan Eleven Hawkins Ulusal Laboratuvarı'nda üzerinde deneyler yapılan,doğaüstü yeteneklere sahip olan biridir.Laboratuvardan kaçan Eleven için dışarıda elini kolunu sallayarak dolaşmak mümkün değildir çünki onu geri getirmek isteyen adamlar peşindedir.Geriye kalan üç arkadaşa katılan Eleven,Will'in bulunması için onlara yardımcı olmaya çalışır.Kasaba'da Will'den sonra teker teker kaybolanlar ile kasaba halkı endişelenmeye başlar.Paralel evrenle beraber fantastik bir dünyaya açılan bu dizi sizi kesinlikle kendisine çekecek.

Bütün oyuncuları özellikle çocuk oyuncuları çok sevdim.Ama özellikle sevdiğim ve daha fazla konuşması için beklediğim ve oyunculuğuna hayret ettiğim Millie Bobby Brown'u(Eleven) ayakta alkışlamak gerek.Dizide çok az konuşması olmasına rağmen hareketleri ve rolü benimsemesiyle sizi etkileyecektir kesinlikle.

Merak edenler için şuanda ilk sezon bitmiş durumda .İkinci sezon bekleyişi içerisinde izleyenler.Okuduğuma göre dizi sanırım dört sezon olarak belirlenmiş.Umuyorum ki hiçbir aksilik olmaz ve dizi çekimlerine devam ederler.İlk sezonda 8er bölüm olan dizinin her bir bölümü ortalama 50-55 dk arası.Bölümler ilerledikçe sizi içine çekecek bir kurguya sahip.Bu arada Stephen King'de bu dizinin sıkı takipçileri arasında.Hatta yeni vizyona çıkan Stephen King O filminde oynayan çocuk karakterlerden bir kaçı Stranger Things'den♥27 Ekim'de ikinci sezon geliyormuş.Bu haber beni çok sevindirdi.İkinci sezonu acayip derece de merak ediyorum.








12 Eylül 2017 Salı

►Harry Potter ve Melez Prens Kitap Yorumum◄

Eylül 12, 2017 0 Comments


Kitap Adı:Harry Potter ve Melez Prens


Yazar:J.K. ROWLING


Yayıncılık:Yapı Kredi Yayınları


Sayfa Sayısı:594


Etiket Fiyatı:32,00TL



Herkese merhaba!Tam olarak bir hafta önce gönderi atmıştım.O zamandan beri Melez Prens'in yorumunu yazmayı geciktirdim ve sonrasında okulum başladı.Sonunda bugün henüz yeni bitirdiğim Harry Potter ve Melez Prens kitabı yorumunu giriyorum!:) Serinin altıncı kitabı olduğu için henüz seriyi okumayanlar konu veya benim yorumumu okumasınlar.Önceki kitaplara dair spoiler olabilir*-*

Konusu:(Arka Kapak)
Büyücüler dünyasında devam eden kargaşa artık Muggle'ların dünyasını da etkilemeye başlamıştır. Harry Potter, Hogwarts'taki altıncı yılını Feci Yorucu Büyücülük Sınavlarına hazırlanarak geçireceğini düşünmektedir. Artık Quidditch takımının da kaptanıdır. Ancak Diagon Yolu'ndaki okul alışverişi sırasında Draco Malfoy'un bir şeyler çevirdiğini fark eder. Lord Voldemort'un geçmişiyle ilgili pek çok bilinmeyen ortaya çıkarken bir yandan da Malfoy'un neyin peşinde olduğunu öğrenmeye çalışan Harry'yi yine zor günler beklemektedir.

Harry Potter ve Melez Prens'te de, dizinin ilk beş kitabında olduğu gibi, geçmişte sorulmuş pek çok sorunun yanıtını veren J. K. Rowling okuyucuyu yeni sorularla, Harry Potter'ı da yeni sorunlarla baş başa bırakıyor.


Benim Yorumum:
Yavaş yavaş Harry Potter kitaplarının sonuna geliyorum.Aşırı ağırdan almama rağmen gördüğünüz gibi illa ki bitiyor.İlkokul çağımdan itibaren benimle olan Harry Potter hiçbir zaman unutamayacağım bir film/kitap serisidir.Elbette çok seviyorum lakin kitapta sevmediğim birtakım şeyler vardı.Bunları da dile getirmem gerek.

Öncelikle Harry Potter ve arkadaşlarını içeren kısımları okumadan önce yaşanmış başka olayları okuyoruz.Snape'in Narcissa'ya Bellatrix'in yanında bozulmaz yemini ettiği kısım gibi.Filmde de çok sevdiğim bir sahneydi ve üç karakterin aynı ortamda bulunması muhteşemdi.

Bütün kitap boyunca aslında kayda değer bir olay yoktu açık konuşmam gerekirse.Sessiz ve sakin geçen bir kitaptı.Ta ki son 100 sayfasına kadar.Bütün olayların son yüz sayfada olduğunu düşünürsek elinizden bırakmadan okuyabileceğiniz bir yüz sayfa demek oluyor bu.Kitabın önceleri sıkıcı mıydı? Hayır.Ama dediğim gibi çok fazla aksiyon dolu sahneler yoktu.Bütün kitap boyunca Draco'nun peşinden düşmeyen bir Harry,Harry'e sürekli ters gelen ve Draco'nun  böyle birşey yapmayacağını dile getirmekten hiç çekinmeyen bir Hermione ve hiç inanmayacağınız bir şekilde aşık bir Ron vardı.

Favori bölümlerimden bahsetmem gerekirse bunlardan ilki koşulsuz Harry ve Draco'nun tuvalette ki sahneleri.Çünki kitabın ilk başından beri illa ki birbirleriyle kavga edecekleri belliydi.Harry daha önce hiç bilmediği ve Melez Prens'in iksir kitabından bulduğu yeni bir büyüyü denemesiyle Draco'nun kanlar içinde kalması bir oluyor ve ardından ortama Snape'in gelmesiyle Harry uzun bir cezaya kalıyor.

Draco psikolojik olarak çok fazla moralsizdi bu kitapta.Eski kitaplarda ki herkese ukalalık taslayan Malfoy gitmiş yerine sus pus kenarda köşede gezinen Malfoy gelmişti.Draco'yu gerçekten bu kitapta daha çok sevdim.Çünki hiç yapmak istemediği bir şey için bütün kitap boyunca hazırlanmaya başladı ama zaman geldiğinde aslında ne kadar masum ve hasırlıksız olduğuda belli oldu.Bu kitap boyunca en çok üzüldüğüm karakterdi.

Harry ise yeni bir kitap buldu ki bu kitap bir çok şeyde işe yaradı.İksir dersinde aşırı derecede başarılı olması gibi.Melez Prens'in kitabının daha sonrasında sahibi tabi ki ortaya çıktı.Açıkçası tahmin edilebilir bir durumdu.

Dumbledore'un ölme sahnesi  beni çok etkiledi.Filmde izlediğimde çok fazla etkilenmemiştim ama kitapta çok çok güzel yazılmıştı!Daha sonrasında hemen Snape nefretim kabardı.Snape aslında ikilemde kaldığım bir karakter.Sevmemek için çok neden varken sevmek içinde çok neden var.Orta yolunu bulamadığım bir karakter benim için.Dumbledore'un bu şekilde ölmesi ve Harry'ninde dediği gibi boşu boşunaydı.Bir hiç uğruna öldü resmen.

Acısıyla tatlısıyla güzel bir kitaptı.Çok fazla olay olmadığı için ortalarına doğru sıkılma belirtisi gösterdiğimi itiraf etmem gerekiyor.Bu yüzden sanırım tek bir puan kıracağım :)

4/5 

















6 Eylül 2017 Çarşamba

►Game Of Thrones Dizi Yorumu◄

Eylül 06, 2017 1 Comments
Herkese tekrardan bir dizi yorumuyla merhaba!Bugün uzun zamandan beri popüler olan ve çok severek takip ettiğim bir dizinin yorumuyla geldim.

Bugüne kadar izlediğiniz tüm dizileri unutup Game of Thrones dünyası içinde kaybolanların severek okuyacağı,henüz duymamış yada aşırı popüler olduğu içi bunalıp izlemeyenler için yazıyorum♥

Game of thrones,HBO tarafından  George R. R. Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı kitap serisi için oluşturulmuştur.

Taht oyunları dizisi tür açısından macera,dram ve fantastik üçlüsüne giriyor.Aynı zamanda çok fazla geçmişe dönük unsurlar var.Yani günümüz teknolojisinin içinde geçen bir dizi değil.Taht kavgaları,savaşlar,kral ve kraliçeler...Evet bunlar çok sıradan.Peki Taht Oyunları'nı özel kılan,fantastikleştiren unsurlar neler?Dizide bolca duyacağınız efsanevi varlıklar; ejderhalar,akgezenler,üç gözlü kuzgun,devler...Hanedanlar arası savaşlar,büyücüler ve daha bir çok şey ile taht oyunları ilginizi çekecektir.

(Game Of Thrones Wiki)
İlk baş olarak Game Of Thrones coğrafyasından bahsedelim.Üç tane kıtamız var;Westeros,Essos,Sothoros.Diziye veya kitaplarına başlamadan önce internetten biraz bilgi toplayın derim.Haritayı açıp inceleyin yada Game Of Thrones Wiki'sine girerek biraz geriye dönük dizide yer almayan ama ara sıra konuşmalarda geçen olayları okuyun.
Westeros: Sur'un Ötesi'nden başlayıp, Dorne bölgesine kadar uzanan bir kıtadır. En büyük savaşlar bu kıtada olmuştur. Yedi Krallık ya da Batı Diyar olarak da bilinir.
Essos: Westeros kıtasının, Dar Deniz karşısındaki komşu kıtasıdır. Yerleşim alanları bilinse de bazı bölgeleri hala gizemlidir. Özgür Şehirler bu kıtada bulunur fakat buna rağmen kıta da kölelik sistemi oldukça yaygındır. En iyi paralı askerler, suikastçılar bu kıtadan çıkar.
Sothoros: Bu kıta hakkında bilinenler çok azdır. Hatta kıtanın tamamı bile bilinmemektedir.

Dizide ayraten çok fazla duyacağınız Sur'un ötesi diye bir yerden bahsedilir.İklimin sert ve şiddetli yaşandığı,henüz tam olarak keşfedilmemiş vahşi topraklardır.Gece Nöbetçileri Sur'u ve Sur'un ötesinden gelecek tehlikelere karşı korumakla görevlidirler.Daha bir çok bahsedecek tarihsel olay,hane geçmişi,yaşanan savaşlar,anlaşmazlıklar ve efsanevi yaratıkların geçmişleri var.Fakat ben hepsinden bahsederek sıkmak istemiyorum.


Karakterlerden bahsedelim biraz.Bütün oyuncular diziye tam cuk diye oturmuş.Hareketleri ve rolü benimsemeleri,gerçekten çok etkileyeci.Hal böyle olunca ortalama 50 dakikalık bir bölümü sıkılmadan merakla izliyorsunuz.Ben şimdilik birkaç karakteri yazacağım.Kadrosu aşırı geniş bir dizi.Hepsini yazmam imkan yok :D 

Emilia Clarke

Emilia Clarke'ın canlandırdığı Daenerys Targaryen karakterini sevmemek elde değil.İlk sezondan son sezona kadar inanılmaz gelişmesi,oyunculuğu ve güçlü kadın karakteriyle sizi kendisine bağlayacak.Kraliçe olma yolunda büyük adımlar atarak kölelikten ve zor zamanlarından geçişini izliyoruz 






Kit Harington

Kit Harington'ı filmlerden tanımış olabilirsiniz.Game of Thrones'ta Stark Hanesi'nde yer alan Jon Snow karakterini canlandırıyor.Gizli bir birliktelikten doğan Jon Snow ilk sezonlarda Ned Stark'ın gayri meşru çocuğu olarak çok fazla anılıyor.Ned Stark'ın öz çocukları tarafından bile kimi zaman hor görülen Jon Snow sezonlar geçtikçe değişiyor.





Lena Headey

Lena Headey en ciddi ve güçlü kadın karakterlerden birisi olan Cersei Lannister'ı canlandırıyor.Bu karakteri bu kadar iyi canlandırmak gerçekten zor olsa gerek.İzleyenler bilir Cersei'nin mimikleri olsun konuşmasının ciddiyeti olsun,herkesin yapabileceği bir iş değil.Fakat Lena bu role cuk diye oturmuş.Kimi zaman Cersei'nin yaptıklarına hayret edececek kimi zaman ise karakter ve duruşuna mest olacaksınız.Lannister aile ilişkileri ilk başta garipsenebilir fakat zaman geçtikçe alışacaksınız.


Peter Dinklage

Peter Dinklage ise Cersei Lannister'ın kardeşi olan Tyrion Lannister'ı canlandırıyor.(GOT Wiki)Annesi Tyrion'u doğururken can verdi. Babası ve ablası onu bu yüzden suçluyor. Cüce olduğu için duyduğu hakaret ve aşağılamalar zeki olduğu ve güçlü, zengin bir aileden geldiği için dengeleniyor.Dizide ki en sağlam karakterlerden birisi.Tyrion ilk sezonlarda genel olarak diziye renk katan bir karakter.Ama son sezonlarda artık savaşın içinde olan bir karakter.


Her dizinin ilk sezonları sarmaz.Game Of Thrones benim için bu cümlenin tam tersi oldu ki ilk bölümden daha çılgınlar gibi izledim.Tabi bu herkes için değişen bir durum.Geçmişi kurgulayan diziler sevmeyenler için durum biraz farklı olabilir.Şahsen bende çok sevmezdim ama Game Of Thrones benim için dizi anlamında dönüm noktası oldu.Sezonlar geçtikçe geriye dönüp baktığımda ne kadar kaliteli bir dizi izlemişim demeden edemiyorum.Çekimleri olsun,ejderhaların görünümü olsun,dizinin dünyası olsun hepsinden kalite akıyor.Özellikle savaş sahneleri...EF-SA-NE!Dizide bir çok hikaye var.Yani örneğin Starkların geçmişi gibisinden ve  yıllar öncesini bile kurgulamışlar resmen.Eğer ben gibi en ufak bir boşlukta açıp dizi izleyen biriyseniz Game Of Thrones'u hala izlemediyseniz açın ve izleyin.♥Ve unutmadan hiçbir karaktere çok bağlanmayın.Çünki izleyenler bilir bu dizide bir çok ansızın ölüm gerçekleşmekte -,-