Uzun süredir yorum atmıyorum.Ve artık zamanı gelmişti.
Bu kitaptaki olay kısaca Bilgelik lideri Jeanine, Trisin peşinde koşuyor. Jeanine uyumsuzları tamamen yok etme peşinde.Ve aynı zamanda üstlerinde bir kaç deneyde uyguluyor.Tris Ve Tobias Cesurluktan Dostluk yerleşkesine kaçıyor.Kısacası kitabın yarısı koşuşturmacaydı
.Ben açıkçası çok çok beğenmedim.Nedense Kuralsız'a karşı bende bir negatiflik var.Ne filmi sevdim ne kitabı.Sürekli ve sürekli Tris'in ilk kitapta yaptığı bir şey yüzünden pişmanlığını okudum.Yani artık yeter dedim okurken.Çünki sanki ben yapmışım gibi benide kederlendirdi 🙄Her neyse ben pek sevmedim.Ama tabiki okumanızı yinede tavsiye ederim.😜Herneyse bu kitabı okurken biraz sıkıldım.Ne yalan söyliyeyim ilk kitap kadar efsane değildi.Benim için serinin en yetersiz kitabıydı.
Herkese merhaba! J
Cennet Ateşi Şehri biter bitmez hemen Alacakaranlık’a başladım.Aslında bu benim
kitabı ikinciye okuyuşum.Bir başkasından alıp ilk kitabı okumuştum.Fakat sonra
seri halinde almak istedim ve ilk kitabıda aldım.Kitap çok fazla
akıcıydı.İkinciye okumama rağmen hiçbir duraklama veya sıkılma hissetmedim.Yine
harikaydı.Şuanda ikinci kitabın ortalarındayım.Onu biraz eleştirebilirim gibi
geliyor.Şimdi ilk kitabın konusunu bilmeyenler için şuraya bırakıyorum↓
-
Bella’nın
annesi ve babası uzun süre önce ayrılmıştır.Bella annesiyle birlikte
yaşamaktadır.Fakat bu hem annesi hemde Bella için zor olmaktadır.Çünki üvey
babası sürekli seyahat etmektedir.Ve Bella’nın anneside onunla gitmek
istemektedir ama Bella’yıda bırakmak istemiyordur.Bella bu durumun farkındadır
ve bir süreliğine de olsa asıl babası Charlie ile kalmayı uygun
görür.Böylelikle annesi hayatını yaşayabilecektir.Bella Phoenix’te ki sıcak
havadan ve güneşten hoşlanan biri olarak Charlie’nin yaşadığı her zaman
yağmurlu ve bulutlu olan Forks kasabasından nefret etmektedir.Fakat annesi için
buna katlanmak zorundadır.Bella’nın Forks Lisesi’nde ki ilk gününün de
dikkatini çeken ilk şey Cullen ailesi olur.Edward Cullen ile aynı sırayı
paylaşmak zorunda kalır.Fakat Edward bundan pek memnun değildir.Ve Bella’dan
uzak durmak için elinden geleni yapmaktadır.
-
Öncelikle
kitap yukarıda da bahsettiğim üzere çok akıcıydı.Ve kitapta cidden benim bile
utandığım Bella’nın sakarlıklarıyla doluydu.Başına bir şey gelmeden bir gün
bile geçiremiyor.İlk filmi nedense bana aşırı vasat geliyor.Ne zaman izlesem
bazı sahnelerde gülüyorum.Tabiki günümüzde tekrar bir film olarak yapılsa çok
daha iyi olabilir.Eğer henüz Alacakaranlık serisi ile tanışmamış biriyseniz
kesinlikle ilk kitabını alıp bir okuyun derim.
Herkese tekrardan merhaba!:) Cennet Ateşi Şehri’ni sonunda
bitirdim ve bugün yorumu ile karşınızdayım.Uzun zamandır yorum yayınlamadığımın
farkındayım.Hem kitabın kalınlığı beni yavaşlattı hemde okuyamama dönemim tamda
bu kitaba denk geldi.Tartışılmaz serinin benim için en iyi kitabıydı aynı
zamanda birazda sıkıcı olan ilk kitabıydı.Zaten bu serinin genel konusunu artık
herkes biliyordur.Bilmeyenler eski fotoğraflarımdan ulaşabilir.Kitabın sadece
arka kapağını buraya bırakıyorum ↓
- Dünyayı
sarsan kült seri "Ölümcül Oyuncaklar"ın merakla beklenen bu baş
döndürücü finalinde, Clary ve arkadaşlarışimdiye dek karşılarına çıkan en
acımasız düşmanla savaşacak: Clary'nin ağabeyi.
Sebastian Morgenstern çoktan harekete geçti. Cehennem Kupası'nın gücüyle Gölge
Avcıları'nı karanlık avcılara dönüştürüyor. Aileleri ve âşıkları birbirinden
ayıran bu karanlık yaratıklarla Sebastian'ın ordusu gitgide genişliyor.
Köşeye sıkışan Gölge Avcıları, Idris'e çekilse de Alicante'nin meşhur iblis
kuleleri bile onları Sebastian'ın gazabından uzak tutacak güçte değil. Üstelik
Ne filimler, Idris'te kapana kısılmışken dünyayı iblislerden kim koruyacak?
-
Öncelikle kitapta eğer 400 sayfaya kadar bir olay
bekliyorsanız maalesef yok.Ve daha sonra Edom diyarına süren bitmek bilmeyen
geri kalan bölüm var.İlk 400 sayfada cidden biraz sıkıldığımı
söyleyebilirim.Fakat Edom yolculuğu daha kısaltılabilirmiş.Fakat kitapta ki
bütün olayların orada olduğunu varsayarsak bence şuanki hali gayet iyi.
Spoiler Başlangıç Yorum-
Maalesef yazarın yaptığı bir diğer geciktirme veya uzatma
Clary&Jace ilişkisi oldu.Birinci kitaptan üçüncü kitaba kadar kardeş
olduklarını sandılar.Ve bu yüzden birbirlerinden uzak durdular.Üçüncü kitapta
biraz yakınlaştılar ve olaylar çözülmeye başladı derken dördüncü kitapta Jace
kafayı yedi.Sebastian’ın gölgesi altında kaldı.Ve kitabın sonunda da cennet
ateşi olayı çıktı.Ve birbirlerine dokunamadılar.Jace herşeyi küle
dönüştürüyordu çünki.Yani cidden kavuşamayan kitap çiftlerinden birisi.Final
kitabının sonundaki kısımlarda beni doyurmadı açıkçası.Tek kitapta biraz oldu
bittiye gelmiş
"Güzel.
Nefret et benden. Öldüğümde mutlu ol. Şu anda isteyeceği son şey seni daha
fazla üzmek olurdu."
Sebastian’ın ölümü kitaba bomba gibi düştü benim için.Ben
kesinlikle ölmesini istemiyordum.Özellikle içindeki kötülük çıkınca serbest
kalan asıl Sebastian’ı gördükten sonra kesinlikle istemedim.Sebastian’ın bu
şekilde ölmesini beklemiyordum.Bu kitaba kadar olan her şeyden Valentine
sorumlu.Bir baba oğlunu nasıl böyle bir canavara dönüştürür anlamıyorum.
Raphael,canım Raphael
öldü.Ya neden bilmiyorum dizide ilk gördüğümde ben bu karakteri az da olsa
sevicem demiştim ve kitaplarıda okuyunca Raphael çıkan yerde
seviniyordum.Fakat birden ölüverdi.
Aynı zamanda Edom’dan
çıkabilmek için çağırdıkları Magnus’un babasıyla tanışıyoruz.Kendisi tam bir
nefret edilesi biri.O sahne tam bir işkenceydi.Magnus kendini feda etmeye karar
verdi.Babasıyla birlikte kalma anlaşmasını kabul etmişti.Fakat Simon kendi
vampirliğini vermeyi teklif etti.Tekrar bir insan olmayı kabul etti.Fakat
Magnus’un babası sadece vampirliğini almakla kalmadı gölge avcılarının dünyasıyla
ilgili olan her anısınıda aldı.Simon’ın zaten vampir olmayı sevdiğini
sanmıyorum.Kitabın sonunda anılarını yavaş yavaş hatırlamaya çalışıyor ve gölge
avcısı olmak istiyor.
Spoiler Bitimi Yorum-
Eğer bu seriyi okumadıysanız
bir şans tanıyın derim.Gerçekten bu kadar harika bir hayalgücüyle yazılmış
geniş çaplı bir seri okumamıştım.Ve halada yazılmaya devam ediliyor.Tabiki bir
daha Jace&Clary&Simon&izzy&Alec&Magnus’u okuyamayacak
olsamda diğer kitaplarınıda almak istiyorum.
Artık yorum girmem gerektiğini fark ettim.Çünki
bayadır yorum girmemişim.Yaz tatili boyunca dizi yorumlarıda yapmayı
planlıyorum.Herneyse gelelim Sırlar Odasına.Felsefe Taşı bittikten hemen sonra
çılgınlar gibi ikinci kitap olan Sırlar Odası’na atladım.Bir çırpıda kitabı
bitirdim.Gayet akıcı ve güzeldi
Konusuna gelirsek;
Harry Dursley
ailesi ile birlikte bir yaz daha geçirmek zorunda kalmıştır.Hogwarts’a geri
dönmeyi dört gözle beklemektedir.Bir gün ansızın odasında beliren ev cini Dobby
ise onu Hogwarts’a dönerse felaketlerin ortasında kalacağı ve tehlikede olacağı
hakkında uyarıda bulunur.Fakat Harry onu dinlemez ve Hogwarts’a gider.Okulda,
Dobby’nin de dediği gibi çok kötü olaylar olmaya başlar.Karanlık bir güç
tarafından öğrenciler taşa çevrilmeye başlanır.Harry,Ron ve Hermonie ise bu
olayların arkasındaki kişiyi bulmaya çalışırlar.
Kitabı çok
beğendim.Şahsen Harry Potter dünyası ile ilgili olan herhangi bir şeyi
beğenmeyeceğimi düşünmüyorum.Hikaye karanlıklaşmaya ve Voldemort kitaplarda çok
etkin olmaya başlamadan önce okuyacağınız son kitap olan Sırlar Odası’ndan
sonra işler biraz daha karışıyor.Diğer kitapları okumayı sabırsızlıkla
bekliyorum.Yeni Karanlık Sanatlara Karşı
Savunma hocası Gilderoy Lockhart kitapta ve filmde beni güldüren bir
karakter.Kitaplarında yazdığı her cesurluk öyküsünün yalandan ibaret olduğunu
söylediği zamanki konuşmalarda yada bir büyü yapmaya çalıştığı fakat
başaramadığı zaman cidden çok güldüm.Harry’nin kolu kırıldığı zaman yanlış
yaptığı büyü Harry’nin kolundaki kemiklerin hepsinin erimesini
sağlamıştı.Kitaptaki en iyi bölümlerden biriydi diyebilirim.
İnsanlar neden kitap okunmalı yada okuyoruz sorularına
farklı türde cevaplar verebilir.
1)Bilgi edinmek için
2)Boş zamanlarımızda vaktimizi değerlendirmek için
3)Üniversiteye geçiş sınavında ekyardım için
…Ve daha bir sürü nedenden dolayı okuyoruz.Peki↓
Kitaplar Bazı İnsanlar Tarafından Neden Sevilmez?
Bazı insanlar için kitap okumak tam bir işkenceyken bazı
insanlar için ise kendi hayatlarından bir süreliğinede olsa sıyrılıp farklı
dünyalara giriş biletidir.Biri olumsuz biri olumlu olmak üzere kitaplara karşı iki türlü
düşüncenin yer aldığını biliyoruz.Fakat bu fikir ayrılığı niçin oluşuyor?Bunu
düşündünüz mü? Benim şahsi düşüncem
şu şekilde:
Kitapları sevmeyen insanların henüz kendi zevklerine göre
olan kitaplarla karşılaşmadıklarını
düşünüyorum.Ek olarak eğitim hayatımız boyunca illa ki istemediğimiz veya bize
cazip gelmeyen kitapların bizlere zorla okutulması gibi durumlara maruz
kalmışızdır.Şahsen ben asıl kendime hitap eden kitap türünü bulana kadar
kitaplardan uzak yaşamış bir insandım.İlkokul çağımda öğretmenlerimizin bize
okuttukları çok fazla mutluluk saçan yada hiçbir macera,aksiyon içermeyen çocuk
kitaplarını sevmiyordum.Buna rağmen bir
çok kez zorunlu olarak okumak zorunda kaldım.Ve bu benim açımdan tam bir
işkenceydi.Fakat ortaokula geçince işler tamamen değişti.Benim zevkime
göre yazılmış birçok kitap olduğunun fakat benim bunları keşfetmenin çok
uzun zaman aldığını fark ettim.Ve daha sonrasında kendi zevkime hitap eden bir
çok kitap okudum.Bu kitaplar benim okumaya
olan bakış açımı tamamen deiştirdi.Şahsen bana göre zorla okutulan kitaplar
yarardan çok zarar sağlıyor.
Aynı zamanda okuduğumuz kitap türlerinin eleştirilmeside sizi
kitaplardan soğutabilir.Bir arkadaşınızın,büyüğünüzün veya öğretmenlerinizin
yada hiç tanımadığınız bir insanın gelipte sizin okuduğunuz kitap hakkında
kırıcı eleştirilerde bulunması ve okuduğunuz kitabın size hiçbir şey
katmayacağını söylemesi bile sizi kitaplardan bir anda soğutabilir.Ben her kitabın az yada çok bizim
hayatımıza bir şeyler kattığına inanıyorum.Okuduğumuz bir kitaptaki herhangi
bir cümle bile bizim bakış açımızı deiştirebilir.Veya o kişilerin tabiriyle ‘’hiçbir
şey katmayan’’ kitaplardan herhangi bir kelime sınavlarınızda karşınıza
çıkabilir.Kendimden örnek vermem gerekirse;
Uyumsuz serisinde bolca yer alan özveri kelimesi bu yıl
önemli bir sınavımda yer aldı.Eğer ben kitabı okumasaydım bu soruyu
yapamayacağımın farkındaydım.Kendi sınıfımdan da olmak şartıyla bir çok insan
bu soruyu yapamadı.Fakat gelin görün ki kitabın konusunu eleştiren kişilere
anlatmaya başlar başlamaz yada türünü söyler söylemez bir dalga konusu
oluyorsunuz.
Herkese tekrardan merhaba!Geçen gün 2.el kitap satan dükkanları gezdim ve 2 tane kitap aldım.Felsefe Taşı ve Sırlar Odası kitaplarını aldım.Çok çok mutluyum ^_^ Çünki çocukluğumda sürekli ve sürekli izlediğim televizyona çıkınca çıldırarak ekrana kilitlendiğim tek film Harry Potter filmleriydi.Ve şimdi sıra geldi kitaplarına.Bu kadar geciktirmemin sebebi betimlemelerden korkmamdı.Arkadaşımdan 2 sene önce serinin en kalın kitabını almıştım.Tek o vardı.Ve bende direk başlamıştım.Cidden çok korkunçtu.Hiç bir şey anlamamıştım ve filmden ayrı bir sürü olay olmuştu ve ben sonrasını okumuştum.O yüzden bayağı geciktirdim.
Konusu:
Harry Potter'ın anne ve babası en karanlık,en güçlü büyücülerden birisi olan Voldemort tarafından öldürülüyor.Ve bu olaydan sonra Voldemort kayıplara karışıyor.Çoğu kişi öldü olarak değerlendiriyor fakat bazıları hala bir yerlerde kaybettiği gücü geri kazanmaya çalıştığını söylüyor.O gece Voldemort tarafından öldürülmesi gereken bir diğer kişi beşikte oturan küçük Harry.Fakat Voldemort onu öldürmüyor.Çoğu kişi bu yüzden Harry'e sağ kalan çocuk diyor.Her neyse.Harry Privet Drive dört numarada oturan teyzesine bırakılıyor.Ve bir gün kendisine bir mektup geliyorHarry şaşırıyor çünki .HOGWARTS CADILIK VE BÜYÜCÜLÜK OKULU tarafından gelen bir mektuptu.
Öncelikle iyiki almışım diyorum.Seriye büyük bir heyecanla devam etmek istiyorum.Çok güzeldi.Filmlerini bayıla bayıla izlemiştim.Ama kitap tamamen ayrı bir dünya.Çok çok daha iyi.Kesinlikle okumanızı öneririm.
Perşembe teogtan çıkar çıkmaz kitaplığımı temizleyip çarşamba günü gelen kargomdaki Uyumsuz kitabına başladım.O kadar akıcıydıki ilk gün 300'e kadar geldim.Cuma günü okulda bitirdim 💞🙋🏼Filmini çok çok severek izlemiştim.Kitabı çok daha güzel emin olun 👍🏻Konusu;
Halk toplumlara ayrılıyor.Dürüstlük,Fedakarlık,Cesurluk,Bilgelik ve Dostluk.Her yıl belli bir günde 16 yaşını doldurmuş her gence yapılan testler sonucunda grupları belirleniyor.Diğer kitaplardan ayıran tek fark test sonucunuz ne çıkarsa onu seçmek zorunda değilsiniz.Seçiminizde özgürsünüz.Başka topluluk seçerseniz ailenizden ayrılırsınız ve bir daha geri dönüşü olmaz.Beatrice, hem ailesiyle kalmak hemde yaşadığı Fedakarlık toplumundan çıkmak istiyor.Herkesi şaşırtan bir tercih yapıyor.Fakat Beatrice diğerleri gibi değiş.Onun test sonucu 5 grubuda kapsıyor.O bir Uyumsuz.
Karakterler hakkında düşüncelerim : (Film&Kitap)
.
Tobias.Filmde en en sevdiğim karakter.Yani bu role başka bir oyuncu düşünemem.Bakışları,hareketleri,mimikleri,duruşu kısacası kesinlikle Uyumsuz'da kitapta dahil olmak üzere favori karakterim Tobias.
.
.
Tris.İlk kitapta en çok sevdiğim karakter yerini aldı fakat nolduysa 2.film ve kitapta oldu.Karakterden aniden soğudum.Sanırım saçları konusunda biraz takıntı yaptım.2.filmdeki en büyük acım saçlarını kesmesi -_- Ve Kuralsız'da kişiliğide büyük ölçüde deişti.Sanırım ilk kitap ve filmdeki Tris'in hareketleri,olaylara bakış yönü,kişiliği,kendisini ifade biçimi daha iyi gibiydi.
.
.
Peter.Ciddi anlamda bu kadar uyuz bu kadar samimiyetsiz boğulası bir karakter olamaz.Bütün hareketleri film ve kitap boyunca beni öldürdü.Ciddi anlamda kitaptaki karaktere tam oturmuş bir oyuncu. :D Yani vallahi sinir oldum.
.
.
Eric.Tam bir cesur tipi.Ciddi anlamda kitaptaki bütün betimlemeye uyan bir karakter.Başka bir oyuncu nasıl olurdu bilmiyorum.