Follow me @slytherininokurvarisi

28 Ocak 2023 Cumartesi

►Vezir Gambiti (The Queen's Gambit)◄

Ocak 28, 2023 0 Comments

 

 

Bugün sizlere okumayı yeni bitirmiş olduğum The Queen's Gambit kitabını yorumlayacağım.İlk olarak dizisini izlemiştim.Uzun süredir kitaplardan uzak kaldım ne yazık ki.Raflarda kitabına rastlayınca oldukça şaşırdım çünkü kitabı olduğunu bilmiyordum ve büyük bir heyecanla satın aldım.Şimdi kitabın arka kapağında ki küçük özeti(tanıtımı) sizlerle paylaşıyorum;

Vezir Gambiti, feminizme, satranca, bağımlıklara dair hem bir yetişkinliğe adım romanı hem bir gerilim hikâyesi hem de bir spor macerası. Farklı türlere dokunan ve birçok konuya dair söyleyecek sözleri olan bu roman, bilimkurguyu da suç hikâyeleri kadar rahatlıkla yazabilen, çok yönlü bir akla sahip Walter Tevis’in kaleminden çıkabilirdi sadece. Sekiz yaşında ve hayatta yapayalnız kalmış Beth Harmon diğerleri arasında göze batmayan, sıradan bir çocuktu, ta ki ilk gördüğü andan itibaren aklını çelen bu garip oyunla tanışana kadar. Bu altmış dört karelik tahta üzerinde bambaşka bir gelecekle karşılaşan Beth adım adım, her hamlesinde didinip çabalayarak kadınlara kapalı satranç camiasının zirvesini hedeflemekte. Her oyunda rakibinin yanı sıra koca bir geleneğe karşı da hamle yapıyor. Durumu tartıyor, geleceği öngörüyor, rakibinin aklını okumaya çalışıyor ve taşları yerinden oynatıyor. Satrancın siyah beyaz dünyasında zirve dâhilere her zaman açık olsa da gerçekte işler bundan biraz farklı işliyor. Walter Tevis, Vezir Gambiti’nde zekâ dolu ve usta işi bir oyunu tek bir cinsiyete sıkıştırmaya çalışanları ezip geçerken dâhi bir kadının en az yaptığı hamleler kadar girift iç dünyasını sıkı bir serüvenle anlatıyor.

Öncelikle 1 sene aradan sonra okuduğum/bana kendini okutturabilen bir kitap olduğu için oldukça mutluyum.Bu süreç zarfından bir çok kitabı okumayı denedim fakat bir türlü tekrardan okumaya ısınamamıştım.Gambit kitabı tamamiyle beni eski günlerime döndürdü diyebilirim ki şuan bunun yorumunu yazmam bile benim için çok büyük bir adım.

Hem diziyi izlemiş hem de kitabını okumuş biri olarak ilk defa kitabın daha iyi olduğunu söyleyebileceğim bir yerde değilim.Dizisini izlerken adeta büyülenmiştim. Beth karakterini oynayan oyuncu kitapta ki anlatımla o kadar uyumluymuş ki!Okurken sadece aklımda dizide ki Beth'i canlandırabildim.O yüzden dizide ki oyuncu seçimlerini tebrik ediyorum çünkü bir çok kitap ve dizi&film bu konuda tutarlı gitmiyor.

Kitabın sıkıcı olabileceğini belki düşünebilirsiniz.Çünkü satranç ağır ilerleyen bir oyundur ve sayfalarca satranç taktiklerinin anlatıldığı bir kitap eminim ki satrança karşı özel bir ilgisi olmayan bir çok roman okuyucusunu sıkabilir.Fakat kitapta bunun dengesi gerçekten çok iyi kurulmuş.Çok önemli karşılaşmalar bile yalnızca 2-3 sayfayı geçmeyecek şekilde anlatılmış.O kadar heyecanlı ilerliyor ki satırları okurken tek merak ettiğiniz şey sonuç ne oldu?Acaba kim galip geldi?

Kitabı okurken zaten satranç hamlelerini incelemek,analizlemek yerine 8 yaşında ki bir kızın okul hademesinden öğrendiği satranç ile birlikte tüm dünyaya kadın gücünü ve zekasını göstermesini okuyorsunuz.Dizi ve kitap arasında bariz bir fark yok.Hatta neredeyse hiç bir fark olmadığını söyleyebilirim.Diziyi önce izlemek benim için bu süreçte avantajlı oldu çünkü kitapta geçen mekan ve karakterleri okurken gözümde hemen canlanabildi.Kitabı bitirme hızıma belki bu da çok büyük bir katkı sağlamış olabilir.

Özetle;

Genel olarak kitabı çok beğendim.Sade ve akıcı bir dili var.Satranç hamleleri tabi ki anlatılıyor fakat okuyucuyu sıkacak ve uzaklaştıracak kadar değil aksine heyecanlı bir şekilde seyirci olarak karşılaşmayı izliyor gibisiniz.Karakter betimlemeleri,duygu durumları,içsel dünyası da bir o kadar iyi bir şekilde yansıtılmış.Dizi&kitap arasında ki tutarlılığı da çok başarılı buldum hatta şimdiye kadar hiçbir dizi&kitap karşılaşması için aynı yorumu yapmamıştım sanırım.

Kitabı okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum :)








11 Şubat 2021 Perşembe

►The Sinner Dizi Yorumu◄

Şubat 11, 2021 0 Comments

Uzun bir aradan sonra bir dizi yorumuyla merhaba!Bugün yorumlayacağım  Netflix yapımı olan The Sinner ismindeki dram/polisiye/gerilim dizisi son zamanlarda izlediğim diziler arasında en iyisi olabilir.İlk sezonu 1 gün içerisinde bitirdim.Bu şekilde kendisine bağlayan,merak uyandıran,arka arkaya sıkılmadan izleyebileceğim dizilerle çok sık karşılaşmıyorum bu yüzden hemen yorumlamak ve sizlerle de paylaşmak istedim.

Bu kadar övdün iyi ama ne anlatıyor bu dizi  derseniz gelelim kısaca spoilersız ilk sezonun konusuna ↓

Başrollerimiz Jessica Biel ,Bill Pullman...Jessica ,Cora isminde bir kadın karakteri canlandırıyor.Bill ise Harry isminde bir dedektifi.Peki bu iki karakterin yolları nasıl kesişiyor?

Dizi evli ve bir çocuk annesi Cora'nın ortada hiçbir neden yokken gittikleri plajda  meyve bıçağı ile  tanımadığı bir genci öldürmesiyle başlıyor.Dedektifimiz Harry bu olayı oldukça garip buluyor ve evli ve çocuğu olan düzenli bir hayata sahip tamamiyle normal bir kadının neden böyle bir şey yaptığını öğrenmek için Cora'nın bile hatırlayamadığı geçmişine ışık tutmaya çalışıyor.

The Sinner dizisi 3 sezondan ve toplan 25 bölümden oluşuyor.Her bölüm ortalama 45-50 dk uzuluğunda.Imdb puanı ise 7.9 

Benim düşüncelerim:

Diziyi oldukça beğendim.Anlık bir hevesle başladığım ve beğenmeyeceğimi düşünerek açtığım bir diziydi başta.Fakat ilk bölüm bende öyle bir etki bıraktı ki elim bir sonraki bölümü izle yazısına ister istemez gitti.

Ne kadar basit durursa dursun altından hiç tahmin bile edemediğim olaylar çıktı.Kurguyu ve hikayeyi gerçekten çok beğendim.Her bir bölüm insanı meraka düşüren,sürükleyici bir şekilde ilerledi.Olaylar basit-sade bir şekilde izleyiciye anlatılmaya çalışılıyor yani bitirdikten sonra kafanızda herhangi bir soru işareti yada anlayamadığınız eksik parçalar kalmıyor.

Bunların yanı sıra oyunculuklarda şahaneydi.Özellikle Cora karakterini canlandıran Jessica Biel beni kendisine hayran bıraktı!Cora'nın içinde yaşadıklarını,düşündüklerini beden diline ve mimiklerine çok  başarılı bir şekilde aktardığını düşünüyorum.Gerçekten izlerken etkilenmemek elde değil.

Kısacası bu dizi gerilim/dram/polisiye sevenler ve özellikle her bölümüyle merak uyandıran sürükleyici yapımları sevenler için çok iyi bir seçenek! :) 


 


6 Haziran 2019 Perşembe

►Adınla Çağır Beni◄

Haziran 06, 2019 0 Comments

Kitap Adı: Adınla Çağır Beni


Yazar: Andre Aciman


Yayın:SEL Yayınları







Herkese uzun bir aradan sonra merhaba! Bugün daha öncesinde filmini izlediğim,sabırsızlık içinde kitabını okumayı beklediğim Call me by your name'i yorumluyorum.

Kitabın konusu:
Aşk birden çıkar insanın karşısına; yakalamak ya da ıskalamak size kalmış. Bazen aşk olduğunu anlamazsınız, bazen de anlasanız bile onu tutmak, kendinize saklamak zordur.Adınla Çağır Beni, delikanlılık çağındaki bir gençle, ailesinin yazlığında kısa süreliğine kalmaya gelen bir konuğun arasında gelişen beklenmedik, bir o kadar da güçlü aşkın öyküsü. 


Benim Yorumum:

Öncelikle filmini 2 defa izlemiş ve ikisinde de aynı şekilde etkilenmiş olmamla başlıyorum.Çok sakin,huzur veren ve bir o kadar sanatsal idi filmi.Hikayesiyle kalbimde yer edinmiş bu filmin kitabını okumak için sabırsızlanıyordum.

Kitabına gelirsek,filmden çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.Eleştirmenlerin bile tam puan verdikleri bu hikaye Andrea Aciman'ın diliyle zirveye ulaşmış.Her şey o kadar yoğun ve duygu yüklü ki!Devrik ve uzun cümleler sizi yormuyor aksine daha fazlasını istiyorsunuz.Tabi çeviriden dolayı bazı sıkıntılar vardı fakat bir süre sonra artık benim için sorun oluşturmadılar.

Sadece bir ilişkiyi okumakla kalmıyorsunuz,İtalya'nın sıcak yazına,sanata dair pek çok şey yer alıyor.Beni etkileyen bir kitap oldu uzun süre unutabileceğimi zannetmiyorum.İkinci filmi olacakmış sanırım fakat ilk filmde olayı kapatabilirlerdi.Çünkü geriye bence pek fazla bir şey kalmamış.




















12 Mayıs 2019 Pazar

►On Küçük Zenci◄

Mayıs 12, 2019 0 Comments

Kitap Adı: On Küçük Zenci


Yayıncılık: Altın Kitaplar


Yazar: Agatha Christie







Cinayet romanlarından hoşlanmadığımı düşünürdüm.Bu düşüncem Agatha Christie'nin yazdığı bu kitap ile değişmiş bulunmakta.Bursa Kitap Fuarı'a Doğu Ekspresinde Cinayet kitabını almak üzere gitmiştim.Stand görevlisi bana On Küçük Zenci'yi önerdiğinde kararsız kalmış.Sonunda elimde bu kitapla geri dönmüştüm.Şimdi biraz konusundan bahsedelim↓


Her birinin gizledikleri ve korktukları sırları olan on kişi, Zenci Adası’ndaki ıssız bir malikâneye davet edilirler. Ancak malikâneye giden grubu bir sürpriz beklemektedir, ev sahibi ortalarda yoktur.
Geçmişlerindeki karanlık sırlardan başka hiçbir şeyleri olmayan bu insanlar adada mahsur kalmışlardır.
Konuklar bir süre sonra gizledikleri sırları birbirlerine anlatırlar. Ve teker teker ölmeye başlarlar...






Arkasında da yazdığı üzere Zenci Adası'na beklenmedik bir şekilde davet alan on kişinin aynı gün adaya ayak basmasıyla başlıyor kitap.Bomboş sahipsiz bir malikanede birbirini tanımayan on kişi...Konuklar teker teker ölmeye başladığında ters giden bir şeyler olduğu anlaşılıyor.Şüphe ve korku içinde geçen ada günlerini okuduğumuz gizemli bir romana dönüşüyor.

Kitaba On Küçük Zenci şiirini okuyarak başlıyorsunuz ki bu şiirin anlamına ilerleyen sayfalar da farkına varıcaksınız.Aslında tüm  kurgu bu şiir üzerinden ilerliyor ki bunu fark ettiğimde oldukça şaşırmış ve etkilenmiştim.

Kitabın ilk başı beni endişelendirmişti.Çünkü her bir karakterin ( 10 kişi) ağzından hikayeye bölüm bölüm yaklaşıyordu ki ilk başta bu çok zor ve karmaşıktı.Fakat okudukça aslında karakterleri hatırlamaya başlıyorsunuz ve belli bir zaman sonra uzun süre tek bir kişinin ağzından anlatılıyor.Bu yüzden bu problem kısa sürede sona erdi.

Kitabı okurken çok keyif aldığımı söylemem gerek.Yazarın anlatış çok iyiydi ve kurgusu da bir o kadar zekiceydi.İlk başta şüphelendiğim kişiden sonrasında şüphelenmemiştim fakat kitabın sonunda o kişi çıktı.Ve oldukça sıradışı ve etkileyici bir süreçti.Kendimi Sherlock izliyormuş gibi hissettim .Bu yüzden kitabı okurken hiç sıkılmadım.

İlk defa bu yazarı okuyacaksınız On Küçük Zenci kitabını size kesinlikle önerebilirim.Okurken sıkılmayacağınızı ve en az benim kadar seveceğinizi düşünüyorum.







20 Nisan 2019 Cumartesi

►Fareler ve İnsanlar◄

Nisan 20, 2019 0 Comments

Kitap Adı:Fareler ve İnsanlar



Yazar: John Steinbeck



Yayıncılık:Sel Yayınları


Sayfa Sayısı:128


Herkese yeni bir yorumdan merhaba!Uzun zamandır okumayı beklediğim belki de okumak için çok geç kaldığım kitaplardan birinin yorumunu yazıyorum.Dostluk ve sadakat üzerine yazılmış olan bu kitap umuyorum ki sizlerin de çok hoşuna gidecek.Ben gibi okumakta geç kalmışlar için buyurun bakalım nasıl bir kitapmış  ↓

Arka Kapak:
Fareler ve İnsanlar, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George Milton ve onun güçlü kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie Small'un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu ikilinin öyküsünde dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar. Steinbeck insanın insanla ilişkisini anlatmakla kalmaz insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkileri de konu eder bu destansı romanında.

Benim Yorumum:
Kitabın kısacık olmasına bakmayın!Sona geldiğiniz de sanki uzun bir öyküyü aylar sonra bitirmiş gibi boşlukta kalıyorsunuz.Fareler ve İnsanlar iki dostun,iki tarım işçisinin,iki zıt insanın hikayesini anlatıyor bizlere.Akli dengesi bozuk Lennie ve her koşulda onun yanında kalmış olan George...Birlikte çiftlikleri gezip işçilik yapıyorlar.Tabi bununla sınırlı değil hikayeleri.

Onların belkide imkansız gibi gözüken hayalleri var.Kafalarında canlandırdıkları dünya için çalışmaya ve bir arada durmaya devam ediyorlar.Hayalleriniz sizi hayata bağlar ,devam etmenizi sağlar.Bu kitabın her bir sayfasında  umut ve hayalleri okuyorsunuz ve o hayale bağlanmış iki dostu...

Etkileyici ve bir o kadar akıcı bir kitaptı benim için.Herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap.


"Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnan bana, insan fazla yalnız kaldı mı, hastalanır."

''İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana zaten bu ikisi birlikte pek olmuyor gibi geliyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyorsun.''


17 Mart 2019 Pazar

►Korku Stefan Zweig ◄

Mart 17, 2019 0 Comments


Kitap Adı:Korku



Sayfa Sayısı:80



Yazar:Stefan Zweig









Herkese tekrardan bir Zweig kitabı ile merhaba!Uzun süredir buralarda yokum.Ne yazık ki yaklaşık 1,5 sene kadar da aktif olamayacağım.Tahmin edersiniz ki üniversite sınavı :/ Her ne kadar bookstagramda aktif olamasam da ara sıra kitap okuyorum.Üç yeni kitap okudum.Bunlardan birisi olan Korku kitabını bugün yorumluyorum :) 

Kitabın Konusu: 
Rahat ve korunaklı bir yaşam süren saygın bir kadın, sekiz yıllık evliliğinden sıkılmış, burjuva dünyasının kozasından çıkarak kendini genç bir piyanistin kollarına atmıştır. Ancak bu gizli ilişkiden haberdar olan bir şantajcının ansızın zuhur etmesiyle, hayatında yeni farkına vardığı bütün güzellikleri yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve kahredici bir korkunun pençesine düşer. Korku insanı bilinçdışına itilmiş utanç verici deneyimlerden, bastırılmış pişmanlıklardan özgürleştirebilecek güçte bir yapıt.



Benim Yorumum:
Modern klasikte ilk okuduğum yazar Stefan Zweig'dı.Bu tür kitaplara olan ilgimin öncüsü olan Zweig'ın pek çok kitabını bitirdim.Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu benim için en iyi kitabıydı.Okuduğum tüm eserlerini ister istemez karşılaştırdım.Hala benim için Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ilk sırada.Yüreğime dokunmayı başarmış,beni etkileyen ilk kitabı...Korku ise sanırım ikinci sıraya yerleşti.

Bir anne ve bir eş Irene...İçine düştüğü bu çukurdan çıkmak için kitap boyunca çırpınması ve ailesinin yanında,kocasının yüzüne bakarken suçlu gibi hissetmesi...Kapak tasarımından da anlaşılacağı üzere bir kadının iç dünyasında yaşadığı hüznü,suçluluğu ve her şeyi kaybetme korkusunu okuyoruz.Kadının içinde bulunduğu durum o kadar kötü ki bunu her satırda siz de hissediyorsunuz.Mutlaka okunması gereken kitaplarından birisi olarak görüyorum.Şiddetle tavsiye ediyorum.


"Korku cezadan daha beterdir,çünkü ceza bellidir,ağır da olsa,hafif de,hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar,o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir."

















10 Şubat 2019 Pazar

►Buz Sıcağı Yorumu (FMA)◄

Şubat 10, 2019 0 Comments

Kitap Adı: Buz Sıcağı


Yazar:Fatih Murat Arsal


Yayınevi:Ephesus Yayınları


Sayfa Sayısı:512







Uzun bir aradan sonra yeniden bir Fatih Murat Arsal kitabı!Kendisinin daha önce dört kitabını okuyup bitirmiştim.Fakat bazı nedenlerden dolayı uzun süre ara verdim ve başka hiçbir kitabını almadım.Fakat elime geçmişken neden okumayayım diyerek başladım ve yaklaşık 2 gün de kitabı bitirdim.Şimdi biraz konusundan bahsedelim:


Hikayemiz Zafer Atalay isimli, hayatında pek kimsesi olmayan ,yalnız ve aynı zamanda çok başarılı bir beyin cerrahı ile başlıyor.Bir gece sıkıcı bir düğünden eve dönerken yol kenarında yalın ayak yürüyen Zeynep isimli bir kıza denk geliyor.Her ne kadar evine gitmeyi dört gözle beklese de Zeynep'i öylece bırakmaya gönlü el vermiyor ve onu da yanına alıyor.Sevgiyle bakan gözleri ve neşeli ruhu ile Zafer'in hayatında kendisine yer edinen Zeynep'in hoş olmayan hikayesini de ele alıyor kitap.


Öncelikle bu bir Fatih Murat Arsal kitabı.Bu yüzden kitap o kadar akıcı ki!Uzun süredir böyle bir kitap okumamıştım.Kim ne derse desin su gibi akıp gidiyor ve siz nasıl bittiğini bile anlamıyorsunuz.Peki böyle akıcı ise ben neden okumaya ara vermiştim?Öncelikle bilmenizi isterim ki ben klişeleri seven bir okurum fakat dozunda.Kitapları birbirinin kopyası.Böyle bir ifade kullanmak ne kadar doğru bilmiyorum fakat kitabın başından sonuna kadar her şey klişe.Önce ki kitaplarda ki olaylardan farksız ve şaşırtmadan ilerliyor.Her şey tahmin edilebilir.Bu çok can sıkıcı.Gittikleri otelde tek oda kalmış olması klişenin hası falan olabilir.

Bunun dışında ana karakterlerin hepsinin çok muhteşem olması,çok aşk dolu,cesur,aşırı yakışıklı yada çok zengin olmaları gibi bazı tekrarlamalar var.Çirkin olan göze hitap etmeyen herhangi bir şey yok.Her şey mükemmel ve estetik açıdan kusursuz(!) Bana göre yazar kendisini tekrarlıyor.Her ne kadar yazımını çok sevsem de böyle problemleri göz ardı edemiyorum.Romantik ve klişe severleri tamamen doyuracak bir kitap olduğu doğru.Bu yüzden eğer bu tür kitaplardan hoşlanıyorsanız sizin için çok güzel bir hikayesi var :) 






















22 Ocak 2019 Salı

►Aşk-ı Memnu Yorumu◄

Ocak 22, 2019 0 Comments


Kitap Adı:Aşk-ı Memnu 



Yazar:HALİD ZİYA UŞAKLIGİL



Yayıncılık:Can Yayınları(günümüz Türkçesi ile)



Sayfa Sayısı:424 


Uzun süreden beri ilk kez yazıyorum ve çok özlemişim...Henüz bugün bitirdim Aşk-ı Memnu'yu ama bilirsiniz ki hiçbir zaman bitmez.Sürekli akıllarda,dillerdedir onca seneye rağmen.Bugün bile hemen hemen herkes haberdar Aşk-ı Memnu'dan. Elbette bende çocukluğumdan beri biliyorum.Diziyi kopuk kopuk izlediğim için çok hatırlamıyordum.Okulların başladığı sırada bende Aşk-ı Memnu dizisine başladım ve çok kısa sürede bitirdim.Dizi hakkında tek diyebileceğim şey MÜKEMMEL!Peki ya kitap?

Kitap hakkında pek çok düşüncem var aslına bakarsanız.Herşeyin başladığı olaya dönelim.Adnan ve Bihter...İkiliyi dizide birleştiren her ikisininde ölümü en yakınlarında hissetmiş olmasıydı.Bir bağdı aralarında ki sonradan çıkar ilişkisine döndü orası ayrı.Fakat kitapta çok yüzeysel olarak ele alınmış ve tamamiyle bir çıkar ilişkisi olarak ele alınmıştı.Adnan Beyin eski karısı ve Bihterin babası Melih Bey'den hiç bahsedilmeden öylece yazılmıştı.

Matmazel Courton mesela...Babasını arayış öyküsü,yüreği sırlarla dolu Adnan Beye olan hislerini yüreğine gömmüş bir kadın...Oysa kitapta buna da değinilmemişti.En önemlisi de Behlül ile Bihter'in yasak aşkı.Kitaba adını veren bu aşktan sadece bir bölüme yakın yazılmıştı.Ne öyle şaşalı bir aşk vardı benim için kitapta ne de başka birşey. Varsa yoksa sadece Nihal'i ele almış yazar.Asıl amacıda oymuş sanırım ama yinede insan o diziyi izledikten sonra kitapta da aynısını arıyor ister istemez.Fakat hayalkırıklığıyla doluydu benim için.

Evet yazar Nihali ve tüm duygu geçişlerini o kadar güzel yazmıştı ki! Bir çocuğun gençliğe doğru adım atışı,bu sırada eve yeni gelen üvey annesi Bihter,artık uzaklaştığı babası...Bütün hepsi ve Nihal'in iç dünyası çok güzel aktarılmıştı ama bu muydu tüm hikaye?Nihal'le Behlül bile o kadar yavan  bir ilişkiydi ki! 

Aşk-ı Memnu'yu konu bütünlüğü olarak gerçekten hiç beğenmedim.Eksik kalmış,öylece geçilmiş üstü kapatılmış o kadar çok şey vardı ki!Yazarın yazım tarzı ise buna nazaran gerçekten güzeldi.Tüm bu etkenlere rağmen ayrıca eski bir eser olmasına rağmen çok rahat ve sorunsuz bir şekilde okudum.Tabi bunda günümüz Türkçesi versiyonununda büyük etkisi olabilir.

Benim kitap hakkında ki düşüncelerim bunlardı.Umarım siz okuyup seversiniz 















18 Kasım 2018 Pazar

►Fırtına Serisi 3. Kitap(Anafor)◄

Kasım 18, 2018 0 Comments


Kitap Adı: Anafor


Yazar:Julie Cross


Yayınevi:Pegasus Yayınları


Seri Adı:Fırtına






Bugün, çok uzun bir aradan sonra ilk defa  yazıyorum.Yazmayı hatta kitap okumayı unutmuşum desem yeridir.Okul yüzünden başımı kaldıracak vaktim olmuyor.Bu yüzden neredeyse ağustostan beri aktif bir şekilde paylaşım yapamıyorum.Sınavlarımın ardından ilk işim yaz tatilinden beri sözde okuduğum fakat bir  türlü ilerleyemediğim kitabı bitirmek oldu. Kitap fuarından aldığım Fırtına serisi severek okuduğum bir seri oldu.Her ne kadar bitirmem aylar alsa bile yine de kitaptan hiç kopmadım.İlk iki kitabın yorumu önceki paylaşımlarım da yer alıyor.Oradan bakabilirsiniz.Şimdi final kitabının yorumuyla burdayım! :)

Arka Kapak

Günümüzde Jackson ve Holly bir felaketin eşiğinde. Gelecekte Jackson ve Holly kendilerini içinden çıkılamayacak bir tuzağın içinde bulacak. Geçmişte Jackson herkesi kurtarmanın bir yolunu bulmalı.

Kaderden Kaçış Yoktur…
Jackson ölümle burun buruna gelmesinin şokunu atlatırken yanında sadece en sevdiği insanlar -babası, Courtney ve Holly- değil, birkaç zaman yolcusu da bulunmaktadır. Onların hayatlarını ve zaman çizelgesinin nasıl başladığını öğrenirken, Thomas ile Dr. Ludwig'in Göz Duvarı Karargâhı'nda yaptıkları deneylere son vermeleri gerektiğinin farkına varır. Bir kaçış planı olarak başlayan yolculuk, zaman ve insan, özgür irade ve barış arasındaki bir savaşa dönüşür. Bu, Jackson'ın vermek için doğduğu bir mücadeledir ve geri çekilmeyecektir. Hiçbir şey için. Hiç kimse için.


Benim Düşüncelerim

Anafor, serinin son kitabı olmakla beraber her şeyin açığa kavuştuğu kitaptı.Kafamda ki bir sürü soru işareti bu kitap ile son buldu.Kitaplar birbiriyle bağlantılı olduğu için art arda okunması gerektiğini düşünüyorum.Araya zaman girdiğinde unutma tehlikesi ile karşılaşabilirsiniz.Son kitap hakkında söyleyebileceğim aslında fazla da bir şeyler yok.Akıcı ve bir o kadar güzel bir seriydi benim için.Yazarın dili,anlatış şeklini gerçekten çok sevdim.Zaman yolculuğunu konu alan kitaplar genelde beyin yakıcı olurlar.Fakat Fırtına serisi ön yargıları yıkan türde bir kitap oldu benim için.Dikkatli okunduğunda gayet anlaşılır olduğunu fark ettim.Elbette kitapta sizi bunaltan taraflar olacaktır fakat seri bütününe baktığımız da ben okurken ''yeter artık bitsin'' moduna girdiğimi hatırlamıyorum.Eğer bu tarz kitapları seviyorsanız mutlaka okuyun diyebileceğim bir seri.















8 Eylül 2018 Cumartesi

►Fırtına Serisi 2.kitap(Girdap)◄

Eylül 08, 2018 0 Comments


Kitap Adı:Girdap


Seri Adı:Fırtına Serisi



Yazar:Julie Cross


Sayfa Sayısı:400






Herkese uzun bir aradan sonra tekrardan merhaba!Umarım hala beni hatırlayanlarınız vardır.Okul ve neredeyse 2-3 ay süren okuyamama sendromu yüzünden ana sayfanıza çıkmayalı çok uzun süre oldu.Yakın zaman önce Girdap kitabını bitirdim.Bugün de sizlerle yorumunu paylaşmak üzere buradayım *-*

*DİKKAT:BU KİTAP SERİNİN İKİNCİ KİTABIDIR!

Konusu:

-Günümüzde: Jackson ve Holly birbirini tanımıyor. 

-Gelecekte: Ajan Holly, Jackson'ın peşine düşecek.

-Geçmişte: Jackson zaman akışını değiştirmeyi öğrenmeli.

Dünya tehlikededir. Sevdiği kadını kaybeden Jackson ise kimi kurtaracağına karar vermek zorundadır. Jackson Meyer, zaman yolculuğu tehditleriyle uğraşan CIA birimi Fırtına'ya ajan olarak katılmış ve hayatının aşkını kaybetmenin acısına rağmen yetkin bir ajan olduğunu kanıtlamıştır. Ancak tarihin akışında değişiklik yaparak kurtardığı Holly'yle tesadüfen karşılaştığında, Jackson kaybettiklerini yeniden anımsar.

Göz Duvarı adlı rakip bir örgüt ortaya çıktığında, genç ajan ve dostları kendilerini saldırı altında bulacaklardır. Jackson ise dünyanın değiştiğini, birilerinin Holly'yle silinmiş ilişkisinden haberdar olduğunu ve ikisinin de hayatını tekrar tehlikeye attığını anlayacaktır...



Benim Yorumum:

Öncelikle ilk kitap hakkında düşüncelerimi merak edenler varsa bir önceki yorumda bulabilirler.

İşlerin artık karışmaya  başladığı ve daha çok karakterin katıldığı bir kitaptı.Olayların artık giriş kısmı değil gelişme kısmını anlattığı içinde dolu dolu geçti.Girdap kitabını bitirdiğinizde aklınızda ki bir çok soru işareti yok oluyor.Tabi ki bunların yerine yenisi ekleniyor.

Kitap gerçekten akıcı bir şekilde ilerliyordu.Yazarın dilini ve anlatış şeklini gerçekten çok sevdim.Batırmadan düzgün ve anlaşılır bir şekilde anlatımı yapmıştı.Bu yüzden dikkatli okuduğunuz da beyin fırtınası yaşayacağınız kısımlar çok az.İlk kitap gibi çerezlik olmayan,hareketli yepyeni isimlerle birlikte güzel bir kitaptı.Eğer bu tarz fantastikleri seviyorsanız göz atabilirsiniz.












22 Temmuz 2018 Pazar

►Fırtına Serisi 1.Kitap◄

Temmuz 22, 2018 0 Comments


Kitap Adı:Fırtına



Yazar:Julie Cross



Yayınevi:Pegasus Yayınları










Bu sıcak yaz günlerinde buharlaşmamaya çalışırken okumak için uğraştığım Fırtına kitabı sonunda bitti.Konusu itibariyle benim oldukça ilgimi çeken bir seriydi.Bursa kitap fuarından indirimli pegasus kitapları kısmından almıştım.Bu sene fuarda Pegasus kitaplarının çoğu tahmin etmeyeceğim kadar indirimdeydi.Bende birazcık bu durumdan faydalandım.Şimdi bu serinin konusuna geçelim;

Konusu:

Günümüzde: Jackson ve Holly birbirine sırılsıklam âşık. 
Gelecekte: Holly, Jackson'ın kollarında can verecek.
Geçmişte: Jackson kaderi değiştirmeli.

Sene 2009. On dokuz yaşındaki Jackson Meyer üniversiteli sıradan bir gençtir… Zamanda yolculuk yapabilmesi dışında. Ama bu yolculuklar filmlerdeki gibi değildir. Zaman sıçrayışlarından sonra şimdiki zamanda hiçbir şey değişmez, uzay-zaman sürekliliği sorunları da olmaz. Sıçrayışlar eğlencelidir ve kimseye zarar vermemektedir. 

Ta ki yabancıların Jackson ve kız arkadaşı Holly'nin odasına daldığı ve Jackson'la mücadele ederlerken genç kızın ölümcül bir yara aldığı güne kadar. Panikleyen Jackson iki yıl geçmişe, 2007'ye sıçrar ancak bu seferki yolculuğu öncekilere benzemez. 2007'de mahsur kalmıştır ve geleceğe dönememektedir. Üstelik 2009'da Holly'yi vuran kişiler de Jackson'ı aramak üzere geçmişe giderler ve bu "Zamanın Düşmanları"nın güçlü, genç zaman yolcusunu kendi saflarına çekmek için yapmayacakları şey yoktur. Ya onu yanlarına çekecek… ya da öldüreceklerdir.

Jackson, Holly'yi, hatta tüm dünyayı kurtarmak için ne kadar ileri gitmeyi göze alacaktır?


Benim Yorumum:

Öncelikle kitabın konusu zaman yolculuğu.Bu demek oluyor ki ben gibi bu konularda beyin yanması yaşayan bir çok kişi olacaktır.Fakat kitabı gerçekten dikkatli okursanız gerçekten çok basit ve anlaşılır düzeyde.Bence güzel bir şekilde olayları birleştirmiş yazar.Bu sayede kafanızda pek fazla soru işareti kalmıyor okurken.Geçmişe ve günümüze ayrı bölümlerde yer vermiş ve her bölümde tarih ve saat yazıyor.Okuyacaklar çok sıkı takip etmeli ve zaman kavramı konusunda dikkatli olmalılar yoksa birazcık karışabilir.

Bu kitap henüz giriş kitabı olduğu için biraz daha aksiyonsuz ve daha çok olayı açıklama amacı içerisinde yazılmıştı.Acayip olaylı bir kitap beklemeyin ilk kitaplardan.Son 100-150 sayfası hareketli ve maceralıydı.Fakat oraya kadar durgundu.Erkek karakterin ağzından anlatılmasına rağmen çok başarılı bir anlatıma sahip.Gerçekten mantıklı ve uygun kararları verebilen olgun bir karakteri okuyorsunuz.Bu yüzden karakter bakımından sıkıntı yaşamıyorsunuz.Yani sinir bozucu bir durum yok.

Dediğim gibi kitap gayet güzeldi.Konusu,karakterleri ve yazarın üslubuyla harmanlanmış güzel bir hikaye başlangıcıydı.










12 Temmuz 2018 Perşembe

►Rimmel London Wake Me Up Kapatıcı◄

Temmuz 12, 2018 0 Comments





Rimmel London Wake Me Up Kapatıcı


Normal fiyat:29,90

İndirimli Fiyat:14,90





Uzun süredir kullandığım ve sizlerle paylaşmak istediğim bir kapatıcı.Yaklaşık 1 senedir tek kullandığım aynı zamanda ilk kapatıcım olmasıyla beraber artık vazgeçilmezim.Soft Bej,Klasik Bej ve Ivory olmak üzere Watsons sitestin de 3 tane seçeneği bulunmakta.Benimkisi Ivory rengi.Göz altımda çok fazla morluk yok.Bu yüzden kapatıcılığı hakkında kesin bir şey söylemem fakat yüzümde ki damarları hemen hemen görünmez hale getiriyor.

Oldukça doğal bir duruşu var.Benim tam rengim ne yazık ki yok araların da.Ivory rengi yüzümde sırıtmıyor ve sanki cildimin devamı gibi duruyor.Fakat bileğime sürdüğümde ise çok koyu duruyor.Sanırım bu benden kaynaklı bir sorun.Çizgilere dolmuyor ve ağırlık hissiyatı vermiyor.Kalıcılık konusunda da benim için yeterli.Zaten sürdüğüm de bir şekilde max 6-7 saat sonra siliyorum.O zamana kadar sürdüğüm gibi duruyor.Elimde ki bittiği için yeni sipariş verdim.Bir süre daha aynı kapatıcıyı kullanacağım.Henüz risk almaya cesaret edemedim :D 

Kalıcılık:4/5
Doğallık:4/5
Kapatıcılık:3/5
Çizgiye dolmama:4/5



















►Uzak Yıldızlar◄

Temmuz 12, 2018 0 Comments


Kitap Adı:Uzak Yıldızlar


Yazar:Marissa Meyer


Seri ismi:Ay Günlükleri Serisi


Yayın:Artemis Yayınları


Her şeyden önce şunu demeliyim ki Artemis Yayınları kitaplığımın gözdesi.Kitaplığımın iki rafını da ele geçirdiler ve bundan pişman değilim!Ay Günlükleri de severek okuduğum bir seriydi.Uzun zaman önce bitirmeme rağmen bir türlü yan kitabı sayılan Uzak Yıldızlar'ı alamamıştım.Sebebi gerçekten yok...Eğer ben gibi bu kitabı hala almamış birisi varsa korkmayın,olayları unutsanız dahi okuyabilirsiniz.Sadece tek önerim Winter'dan sonra okuyun.Şimdi biraz konusundan bahsedelim merak edenler için:

Bu kitap, çoğu karakterin geçmişinden hikayeler kapsıyor.Cinder,Scarlet,Cress,Wolf gibi bir çok karakterin şimdi ki hallerine nasıl geldikleri ve nelerle karşılaştıklarını okuyoruz.Kitabın son kısımlarında da bütün karakterleri bir araya toplayan Winter'dan sonrasını bize azıcıkta olsa sunan bir bölüm var.Sanırım okurken en çok eğlendiğim bölümlerden birisiydi.Sadece Ay Günlükleri'nden hikayeler okumakla kalmıyorsunuz,Yazarın yeni kitabı olan Kalpsiz'in de tadımlık bir kaç bölümü var.Fakat ben henüz almayı düşünmediğim için okumadım.

Şahsen ben kitabı  beğendim.Uzun süredir bu seriden ayrı vakit geçirdiğim için bir miktar özlediğimi itiraf edebilirim sanırsam.Bu kitap sayesinde seriyle tekrardan bir araya geldim!Akıcı ve güzeldi.Sadece bir bölümü tamamiyle anlamadım.Mak6.0 olarak geçen bir android kısmı vardı.Önceden seride olan bir android miydi hatırlayamadım ve o bölümde biraz sıkıldım.Onun yerine karakterleri içeren başka bir bölüm yazabilirmiş.Onun dışın da dediğim gibi kitap güzel ilerledi çok olaylı bir kitap ne yazık ki değildi.Sadece aydınlanma yaşayacağınız türdendi.

Umarım siz de bu kitabı benim gibi severek okursunuz♥
















1 Temmuz 2018 Pazar

►Make Up Revolution 32'li Far Paleti Beyond Flawless◄

Temmuz 01, 2018 0 Comments

























Öncelikle herkese yepyeni bir konu başlığıyla merhaba!Uzun süredir bloğum da sadece kitap,dizi,film üçlüsüne yer veriyorum.Yeni aldığım karar ile birlikte artık Makyaj ve Cilt bakım üzerine de yazı yazmaya karar verdim.Yeni ürün hemen hemen hiç almıyorum.Fakat önceden aldığım bir şeyler hakkında sizlerle de düşüncelerimi paylaşmak istedim.


Gelelim makyaj kısmının ilk yazısına.Makeup Revolution markasına ait Beyond Flawless isimli bu palette tam olarak 32 tane renk mevcut.Ben Watsons indiriminden 29,90 TL 'ye aldım.Gerçekten piyasada ki çoğu fark paletine göre çok uygun fiyatlı.İndirimsiz olarak 60 TL civarında sanırsam.

Watsons'tan internet üzerinden satın aldım.Ambalajlı ve sağlam bir şekilde geldi.Ürünün artılarından bahsetmem gerekirse 32 tane renk çeşidiniz var ki bu çok cezbedici.Ayrıca indirimli fiyatı çok uygun.Ürünün içinde kocaman bir aynası var.Mat  ve simli olmak üzere iki çeşit palet var.Benimki hafif parıltılı olan palet.Kötü ürünün renkleri birbirine benziyor fakat bu benim için çok sıkıntı değil çünkü bu tonlar en çok kullandığım tonlar.Pigmentasyonlarına gelirsek beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.Fırça ile kesinlikle verimlilik alamadım.Daha çok parmak yardımıyla uyguluyorum.Fakat ıslak bir fırça ile denemedim.Belki öyle daha çok renk verebilir.Kalıcılık konusunda da muhteşem bir ürün değil ne yazık ki en fazla 4-5 saat duruyor bende.Sitede görüldüğü üzere büyük bir palet değil.Küçük ve gramaj olarak az ürün içeriyor.İçerisinde Highlight olarak kullandığım parıltılı bir renk var.Şahsen en sevdiğim özelliği bu oldu sanırsam.Beklentiye çok  kapılmaksızın, bu bana yeter diyenlerdenseniz alabileceğiniz bir palet.








24 Haziran 2018 Pazar

►Yakıcı Sır◄

Haziran 24, 2018 2 Comments


Kitap Adı:Yakıcı Sır



Yazar:Stefan Zweig



Sayfa Sayısı:96









“Daha dün çevresinde kardeşçe fısıldayan ağaçlar şimdi bir anda tehlikeli bir karanlık gibi etrafını sarmıştı.”

Bir Zweig kitabından daha merhabalar!Nasılsınız?Sizler neler okuyorsunuz?Bugün yorumlayacağım kitap Yakıcı Sır.Öyle incecik olduğuna bakmayın pek dolu dolu bir kitaptı şahsen.Kısa kısa bölümlere ayrılmış bir hikayeyi okuyoruz kitapta.Bu yüzden midir bilmiyorum hemen bitti kitap.Biraz konusundan bahsedelim ↓

Arka kapak:
Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron, zamanını zararsız bir flörtle renklendirmenin yollarını aramaktadır. Kendine fazlasıyla güvenen ve gönül maceralarına her zaman açık olan bu müzmin kadın avcısı, kısa sürede kendisine bir av bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Tanışıp yakınlaşmak istediği kadının on iki yaşındaki oğluyla ahbaplık kurarak işe koyulur. Yakıcı Sır annesini elde etmek isteyen bu narsist çapkın tarafından kullanılan bir çocuğun hikâyesidir aslında. Ne var ki, yetişkin dünyası bazen masum çocuklara büyüklere göründüğünden çok daha berrak görünmektedir… 

Benim Yorumum.
Edgar,12 yaşlarında bir çocuktur ve annesiyle tatil için bir otele gelirler.Tatil için geldikleri otelde Baron ismin de bir adamla yolları kesişir.Baron kadını daha ilk andan gözüne kestirmiştir fakat ona ulaşmanın en kısa yolu  kadının oğlu Edgar'dır.Adam çocukla bir süre arkadaşlık yapar.İlk defa kendisiyle konuşmaya hevesli bir yetişkinin karşısında Edgar,ailesi ve annesi hakkında her şeyi söyleyecek duruma gelir.Bir süre sonra Edgar, en yakın arkadaşı olarak gördüğü Baron'da değişik tepkiler almaya başlar.Artık onunla eskisi kadar çok konuşmuyor,hatta onu dinlemiyordur bile.Annesi ve Baron o yokmuş gibi gezip dolaşmaya,konuşmaya başlamışlardır.

Edgar kitap boyunca annesi ve arkadaşının tavırlarında ki değişimi anlamaya çalışır.Aslında anlamaya çalıştığı annesi ve arkadaşı değildir.Yetişkinlerin yaptığı hareketleri çözmeye çalışmaktadır.Kendi içinde büyüyen Edgar'ın düşüncelerine tanık oluyoruz kitap boyunca.Bir çocuğun olayları kavramaya çalışmasını ve bu uğurda yaptıklarını okuyoruz.
Ben kitabı şahsen çok beğendim.Eğlenceli ve anlamlı bir kitap oldu benim için.Hem çok akıcı hem de çok dolu dolu bir kitaptı.

































19 Haziran 2018 Salı

►Gölgelerin Lordu◄

Haziran 19, 2018 0 Comments


Kitap Adı: Gölgelerin Lordu



Yazar:Cassandra Clare



Yayıncılık:Artemis Yayınları








Karanlık Sanatlar serisinin ikinci kitabı olan Gölgelerin Lordu sonunda kitaplığım da!Doğum günümde hediye olarak çok sevdiğim bir arkadaşım tarafından alındı♥ Serinin devamını aşırı merakla bekliyordum.Sanırım üçüncü kitabı da yolda♥Henüz okumayanlar, güncele geç kalmış sayılmaz *-*

Arka Kapak:
“Ruhunuz için ruh eşinizi feda eder miydiniz?”
Bir Gölge Avcısı’nın yaşamının sınırları, görevle belirlenmiş, onurla kısıtlanmıştır. Bir Gölge Avcısı’nın sözü, ciddi bir vaattir ve hiçbir yemin, parabatai’leri birbirine bağlayan yeminden daha kutsal değildir. Birlikte savaşmaya, birlikte ölmeye ama birbirlerine asla âşık olmamaya yemin etmişlerdir.
Emma Carstairs, parabatai’si Julian Blackthorn’la aralarındaki aşkın yalnızca yasaklanmadığını, ikisini de yok edebileceğini öğrenmişti. Julian’dan kaçabileceğini biliyordu. Ama Blackthorn’lar dört bir yandan düşmanlarla kuşatılmışken onu nasıl yalnız bırakabilirdi ki?
Tek umutları, korkunç bir büyü gücünü barındıran Ölülerin Kara Kitabı’ydı. Herkes o kitabı istiyordu. Bulabilecek olansa yalnızca Blackthorn’lardı. Bu yolda kanlı tehlikeler onları bekliyordu ve hiçbir söze güven olmazdı. Ancak birileri Julian’ın sırlarını ortaya çıkarıp Los Angeles Enstitüsü’nün yönetimini ele geçirmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaktı.
Aşağı Dünyalılar, Meclis’le karşı karşıya geldiğinde ise Gölgelerin Lordu onlar için yeni bir tehdit oluşturacaktı. Unseelie Kralı, en iyi savaşçılarını, Blackthorn kanı taşıyan herkesi avlamaya ve Kara Kitap’ı bulmaya göndermişti. 
Tehlike giderek yaklaşırken Julian, kimsenin tahmin edemeyeceği bir düşmanın iş birliğine bağlı olan riskli bir plan yaptı. Ama başarı, ancak bir bedel karşılığında onun olabilirdi. Ve ne Julian ne de Emma olabilecekleri hayal edebilirdi. Sevdikleri herkesi ve her şeyi etkileyecek, kanlı bir mücadele onları bekliyordu... 
Benim Yorumum:

Cassandra kesinlikle benim favori yazarım.Her kitabını açmamla bitirmem bir oluyor.Kalemi,konuyu anlatış biçimi ve en önemlisi kitapların sürükleyici olması! Sanırım bu kadın ne yazsa okurum.İlk kitabına başlayınca ''çok fazla karakter var'' diyerek yakınmıştım. Blackthorn'lar gerçekten kalabalık bir aile ve inanın bana hala ailenin küçük çocuklarını karıştırıyorum.Daha çok Julian,Mark,Emma odaklı okudum kitapları.Fakat bu kitapta artık biraz daha tanımaya başladım.İki kitabın arasına zamanda girince birazcık unutmuşum :D

İlk kitabın sonunda dost olarak gördükleri Malcolm Fade'in aslında bambaşka bir sebepten dolayı aralarında bulunduğunu öğrenmişlerdi.Aşık olduğu kadın Annabel Blackthorn'u dirilmek için gereken malzemelerden birisinin Blackthorn kanı olduğunu ve bu yüzden ailenin içine karıştığını ve aynı zamanda senelerdir Los Angeles Enstitüsü'nü Julian'ın tek başına yönettiğini öğrendik.Son olarak kitaba yeni bir karakter olarak Kit Herondale eklenmişti.Gölgelerin Lordu kitabında da hikaye kaldığı yerden devam ediyor.Hatta eski kitaplarda ki karakterlerden bir kaçı ile de karşılıyoruz.

Emma ve Julian'la ilgili sürekli bir bekleyiş içerisindeydim kitap boyunca.Konu Cassandra ve ilişkiler olunca karakterleri süründürmeden birleştirmiyor biliyorsunuz ki.Emma kitap boyunca her şeyin içine etti.Mark ile oynadığı oyun aşırı saçmaydı.Okurken sinir krizi geçirebilirsiniz aman dikkat!

Anlam veremediğim aşk üçgenlerinden olan Mark,Kieran ve Christina.Dünyanın en sıkıcı aşk üçgeni olabilir.Kimin kime karşı ne hissettiği beli değil.Shiplemek için elinizde hiçbir malzeme yok ve tamamıyla üç tane çıkmaz sokak...

Yeni eklenen bir çok karakter var.Beyin yanması bir süre sonra kaçınılmaz malesef.Zara,Kit,Gwyn,Jamie...Hepsini yorumlamak sanırsam bir ömür sürer.Zara hikayeye eklenen dünyanın en sinir bozucu kitap karakterlerinden birisi olabilir.Kit ise başlarda ısınamamıştım hala da çok sevdiğim söylenemez ama belki faydası dokunabilecek bir karakter olabilir ilerde.Gwyn ile Diana arasında ki ilişkiyi hiç beklemiyordum.Fakat bundan şikayetçi değilim çünkü bu sayede Diana'nın hikayesini öğrenmiş olduk.

Kitabı genel olarak çok beğendim.Zaten Cassie'nin kitaplarını ne zaman beğenmedim ki?Akıcı sürükleyici ve kalemi,kurgusu güçlü bir kitap.Elimde olsa her zaman her gün sıkılmadan bu kurgunun kitaplarını okuyabilirim.Sanırım üçüncü kitabı yolda.Büyük bir sabırsızlıkla onu bekliyorum.

Siz neler okuyorsunuz?

























14 Haziran 2018 Perşembe

►Satranç Kitap Yorumu◄

Haziran 14, 2018 1 Comments


Kitap Adı:Satranç



Yazar:Stefan Zweig















Bize hiçbir şey yapmadılar. Bizi tamamen hakim olan bir hiçliğe bıraktılar, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey bir insana hiçlik kadar baskı yapamaz. 

Uzun süreden beri okumayı merakla beklediğim Satranç kitabını bitirmiş bulunmaktayım.Zweig kitapları benim aslında klasik ile ufaktan bir tanışmamı sağladı.Roman sever bir insansanız bile size kendini rahatlıkla okutacak bir dili var yazarımızın.Bu yüzden de Stefan Zweig okumak benim vazgeçilmezim.

Kitabın birazcık konusundan bahsedelim öyleyse;
İsminden de tahmin edilebileceğine göre Satranç ile ilgilenen ve bu işe yıllarını vermiş iki karakteri okuyoruz.Bir tarafta bugüne kadar satranç dışında hiçbir şey öğrenmemiş,cahil ve etrafında ki olaylara tepkisiz bir satranç ustası olan Mirko Czentovic .Diğer tarafta ise hayatının belli bir dönemine kadar satrançla ilgilenmemiş,tesadüf eseri satrançla tanışıp delirme reddesine gelmiş Dr. B. var.
İki karakterin karşılaşması bir yolcu gemisinde gerçekleşiyor.Birbirlerine karşı oynayan satranç ustalarını okumanın izlemekten bir farkı olmuyor.

Benim düşüncelerim
Zweig'ın bu kitabında da yine çok çarpıcı cümleler,alıntılar vardı.Kitabın vermek istediği mesaj herkese göre değişebilir.Şahsen ben satrancın herhangi bir oyun olmakla kalmadığını ve aslında bir düşünce biçimi olduğunu bu kitapla fark etmiş oldum.Kitabı kapadığınız da sanki heyecanlı bir müsabakayı izlemiş gibi hissediyorsunuz.Bittiğinde hala üzerinizde kitabın etkileri kalıyor.Kitabın üslubu akıcı ve güzeldi.Sıkılmadan sayfaları çevireceğiniz ve sizi daha ilk başlarında sarıp sarmalayacak bir kitap.Zweig kitaplarında önemli olan hızlıca okuyup bitirebilmek değil anlayarak ve sindirerek okumaktır.Çünkü hayatınıza ve asıl düşüncelerinize pek çok şey katabilecek kitaplardır.

Zweig Birinci Dünya Savaşını görmüş ve o dönemde çok sıkıntılar çekmiş biriymiş.Ülkenin o zamanlarda ki durumu,sürgün edilmesi ve kaçak bir hayat yaşaması onu intihar düşüncesine kadar sürüklemiş.1933'de Nazilerin yakmaya başladıkları kitaplar arasında Stefan Zweig kitapları da yer alıyormuş.Bu sebeplerden ötürü yaşadığı yeri terk etmesi gerekmiş.Satranç kitabını yazdıktan sonra eşi Lottie ile intihar etmiş.Zweig'ın hikayesi hüzünlü bir şekilde bitmiş.Bize bir çok güzel eser kazandırmış ve ben bugün o eserleri okumaktan sonra derece mutluyum.Henüz okumayanlar varsa Satranç veya Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitapları ile başlayabilirler.♥

Bu arada siz neler okuyorsunuz?























19 Mayıs 2018 Cumartesi

►Westworld Dizisi◄

Mayıs 19, 2018 0 Comments


•Westworld Dizisi

Yeni başladığım ve henüz ilk sezonun dokuzuncu bölümünde olduğum bir dizi.Aynı zamanda ekice kurgulanmış olan gelecek yönelimli bir dizi.Bilmeyenler,duyupta araştırmamış olanlar için kısacık bir konusunu özet geçmek lazım.

Westworl Robert Ford'un yarattığı sanal bir eğlence parkı.Simülasyon oyunlarının gerçeğe uyarlanmış hali olan bu parka belirli bir ücret karşılığında ziyaretçiler(oyuncular) gelir.Bedenleri farklı bir yerde olan ziyaretçiler bu oyuna bilinçleriyle giriş yapıyor.Hikayede ki ev sahiplerinin(oyunun içinde bulunan karakterler) hepsi aslında robotlardan oluşuyor.Konuşmalarından mimiklerine kadar programlanmış olan robotlar gelen ziyaretçilere bir çok hikaye,macera ve eğlence sunuyor.Fakat bazı sebeplerden ötürü işler yolunda gitmiyor ve robotlar bir anlamda bilinçleniyor.Eski hikayelerdeki teknisyenler tarafından silinmiş rollerini hatırlamaya ve içinde bulundukları dünyanın o kadar da gerçek olmadığını kavramaya başlıyorlar

HBO'nun adının geçmesi bile bu diziye başlamak için başlı başına bir sebep.Çünkü gerçekten çok kaliteli diziler içeren kanal grubu.Seçilen oyuncular mükemmel ötesi.Oynayışlarından mimiklerinden ve ruh halinin değişimini yansıtış biçimlerinden etkilenmemek elde değil.Bölümler uzun ve dizinin görüntüsü çok kaliteli.İlk başta bir kovboy filmi izliyormuş hissi veren fakat gittikçe bilimkurguyu size doruk noktasında yaşatacak olan bir dizi.İlk bölümlerinde ''Neler oluyor?'' sorusuyla geçebilir.Genelde çoğu dizi 3-4 bölümden sonra sarar.Westworl de tam olarak öyle bir dizi.İzleyip,düşünmeniz gerekiyor.Ama ilerledikçe iyi ki devam etmişim diyeceğiniz türden.Yeni dizi arayanlar buyrun Westworl'e *-*




2 Mayıs 2018 Çarşamba

►Yansıma | Deniz Uysal◄

Mayıs 02, 2018 0 Comments

Kitap Adı:Yansıma


Yazar:Deniz Uysal


Yayıncılık: Agapi Yayınları


Sayfa Sayısı:326







Agapi Yayınları'ndan çıkan Yansıma isimli kitabı henüz yeni bitirdim.Çok fazla agapi yayınları okumuyorum haliyle çıkan kitaplarından da pek haberdar değilim.Fizik öğretmenim sayesinde okuduğum bir kitap oldu.Kitabın türüne sanırsam Bilim-kurgu diyebiliriz.Bu yüzden büyük bir merakla başladım kitaba.Şimdi merak edenler için konusuna geçelim ↓

Konusu:

Gizemli bir uygarlığın peşinde sonsuz gençliği bulduğunu düşünen bir antikacı, Kendini toplumdan soyutlamış esrarengiz bir arkeolog, Aniden ve açıklanamayan bir şekilde ortadan kaybolan annesini arayan bir antropolog, Tüm olumsuzluklara rağmen yeniden filizlenen eski bir aşk, ve Usulca yüzünü gösteren doğaüstü olaylar, kayıp bir medeniyet, ürkütücü mitolojik varlıklar, uzun süre saklanan sırlar, cevapları içinde barındıran bir ziggurat...

Benim Yorumum:

Bu tür kitaplar yazan Türk yazarlara hayran olduğu mu söylemiş miydim?Biliyorsunuz ki Türkiye'de pek fazla bilim-kurgu,fantastik yazımına yönelim yok.Böyle kitapları görmek ve okumak beni mutlu ediyor doğrusu.Bir Türk yazarın aynı zamanda bir Tarih öğretmeni'nin yazdığı  Yansıma kitabı konusu itibariyle gerçekten çok güzel bir kitap.Aynalar aracılığı ile geçiş yapılan, diğer boyutlarda yaşayan farklı türlere dair yazılan bu hikaye sizi daha ilk sayfasında kendisine çekiyor.Kitap oldukça akıcı ilerledi benim için.Tabi ki ilk başlarda yeni bir yazarın diline alışmak  biraz zor oluyor.Fakat Deniz Uysal'ın yazdığı Yansıma kitabı gayet akıcı ve anlaşılır başladı.Hikayenin ilerleyişi merak uyandırıcıydı.Sanırsam tek sorun olarak şunu söyleyebilirim çok fazla karakter vardı.Bu bir kısıma kadar sıkıntı değildi fakat sonrasında karıştırmaya başladım çünkü isimler çok değişikti ve boyutlarda çok fazla olduğu için birazcık anlama sıkıntısı yaşadım.Fakat kitabın sonunda bir sayfayı tamamen karakter tanıtımına ayırmış yazar.Tabi ben bunu kitabı bitirdikten sonra fark ettim.Eğer okumak isteyen varsa tavsiye edebileceğim bir kitap.Ama okumadan önce karakterlere bir göz atsanız daha iyi olur.










27 Nisan 2018 Cuma

►Spiritus Ruhlar Dünyası|Aynur Başkan◄

Nisan 27, 2018 0 Comments


Kitabın Adı:Spiritus Ruhlar Dünyası


Yazar:Aynur Başkan


Yayınevi:Arunas Yayıncılık



Sayfa Sayısı:384





Spiritus Ruhlar Dünyası Bitti!Bir seriye daha böylece veda etmiş oldum.Eğer hala ilk kitabın yorumunu okumadıysanız ilk olarak o yorumu okuyun.Çünkü genel konusunu orda tamamiyle özetlemiş bulunmaktayım.Bu kitap serinin final kitabıydı.Bu yüzden spoiler olmaması için tam olarak konudan bahsedemeyeceğim.Hikayemiz kaldığı yerden devam ediyor.Selim ve Neval öğrendikleri bilgiler sayesinde yepyeni kişilerle tanışıyor ve diğer dünya ile ilgili pek çok şey öğreniyorlar.Kurtuluşun olduğuna inanan Selim ise daha fazla melez ve kaçak bularak onları da bu kurtuluş yolcuğuna dahil etmeye başlıyor.

İlk kitap  hikayenin başıydı.Haliyle daha olaysız ve az karakterliydi.Fakat bu kitapta yeni karakterler ile tanışıyoruz ki bu çok heyecanlıydı!Selim ve Neval'in artık yalnız olmamaları kitap boyunca beni mutlu etti diyebilirim.Kitabın sonlarına doğru Fantastik/Aşk ikilisi yoğunluktaydı ki bu benim ilk kitaptan beri beklediğim kısımlardı.Bir fantastik sever olarak Fantastiğin olmazsa olmazı bir kırıntıda olsa içinde barındırdığı aşktır benim için.Kitabın ilk sayfasından itibaren sonunu kafamda kurgulamaya çalıştım.Evet tahmin edebildiğim bir sonla bitti.Fakat bundan gayet memnunum.Seri boyunca sevmediğim tek şey sanırım karaterlerin ruh hallerinde ki değişimdi.Kitabın başlarında sessiz sakin olan Selim'in ilk kitabın sonundan final kısmına kadar aşırı derece atarlı halleri beni biraz çıldırtma aşamasına getirdi.Belki Selim'in içinde ki diğer taraftı böyle asabi davranan.Asarım keserim havaları vesaire bir süre sonra azcık baysa da kitabın kurgusunu,işleyişini,akıcılığını asla etkilemedi benim için.Serinin bitmiş olması beni üzse de sanırım Yazarımızın İhtiyar'la ilgili bir kitabı çıkacakmış! Onuda merakla bekliyorum çünkü gerçekten soru işaretleri kaldı hala aklımda.*-*